Orada bir şey yakıyorlardı. Bir kamyon çukura yanaştı ve yükünü boşalttı: küçük çocuklar, bebekler! Evet, bunu görmüştüm, kendi gözlerimle görmüştüm. Alevlerin içinde çocuklar. O zamandan beri uykunun gözlerime uğramıyor olması şaşılacak şey mi? İşte gidiyor olduğumuz yer. Ondan biraz ilerde erişkinler için daha büyük bir çukur vardı.
Daha fazla dayanmama imkan yok, yalnızlıktan boğuluyorum, bir insan yüzü görmek, tatsız da olsa bir ses işitmek zorundayım. Bir ses olsun, yeter ki, bir şey duyayım.
Ölünceye değin, insanların huzurunu kaçıran kadın olmak yazgısından kurtulamayacağını ve bu yazgının çevresindekilere her gün dert olduğunu hiçbir zaman anlayamadı.