Doğrular söylenip durursa, insanlar da yaşamlarını doğrulara göre biçimlendirmeye çabalarsa, "toplum mu kalır?".
Sanılar üzerine kuruludur toplum, insanlara biçimlendirdiği bir sanı yaşamın yaşanması ile ayakta durur;
her bir insan kendi-olan yaşamını aramaya kalkarsa da, yıkılır.
İnsanların kendi-olan yaşamlarının örtülüğü, gizlendiği, yaşamlarının "dış görünüşlerindeki tüm ayrılıkların silindiği" yerdir toplum; eğitimde bu işin aracısıdır.
İnsanların "belleklerini silme", kendi olan yaşamlarını, her bir insana ayrılmış kendi-olan örtme, gizleme işinin-insanları bir kendi olmayan yaşam biçimine sokma, bu yaşam biçiminin de kendilerinin olan bir yaşam biçimi olduğu sanısını uyandırma işinin.
Baskı rejimleri şeytani insanların aniden sokaklara inerek iyi insanları kıyıma uğrattığı bir gecelik ani darbelerle başlamıyor. Toplumun mahremine bile alenen ve hiç aceleci davranmadan sızıyor. Toplumsal ve politik hayat üzerindeki egemenliğini kurmak için dirsek darbeleriyle kendine açtığı alanı yavaş yavaş büyütüyor. Vasatlığın baş tacı edilmesi giderek normalleşiyor, rejim ağır ağır kutsallaştırılarak sorgulanamaz hale getiriliyor.