Bazıları iyiliğimizin erdemde, bazıları hazda, bazıları doğaya uygun yaşamada olduğunu ileri
sürmektedir. Kimi bilimde, kimi sıkıntıda, kimi de görünüşlere aldanmamada olduğunu söyler.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zayıf noktalarımız arasında unutulmaması gereken biri de şudur: insan isteği bile kendisine gerekeni bilemez; bu sadece gerçekten yararlandığımız şey için değil, hayal edip dilediklerimiz için bile geçerlidir. Şu halde bırakalım da düşüncemiz kendi fantezisini biçip diksin; o, kendisine hazırlanmış olanı bile arzulayamayacak ve bundan hoşnut olmayacaktır.
Bazen bir sanatın, bir düşünüşün, bazen de bir başkasının geliştiğini, insan ruhunun tarlalarımız gibi bazen cömert, bazen cılız olduğunu görüyorsak, o zaman hiç durmadan böbürlendiğimiz tüm bu güzel ayrıcalıklar ne oluyor? Mademki yüz kişiden çok sayıda halka varıncaya kadar ve insan doğasının kendisi gibi, bize göre, bir bilge kişi bile şunun bunun üzerinde yüzyıllar boyunca yolunu şaşırıp yanılabiliyorsa, onun bazen böyle yapmayı bırakıp, şu anda yanılmadığına nasıl inanabiliriz?
Eğer doğa tüm öteki şeylerde yaptığı gibi insanların inançlarını, yargılarını ve görüşlerini olağan akışının sınırları içine kapatsa ve bunlar devrimlerinde, mevsimlerinde, doğumlarında ve ölümlerinde sıkıntıda olsa, gök onları keyfince harekete geçirse ve kımıldatsa, bu şekilde güçlü ve sürekli bir otoriteyi onlara nasıl atfedebiliriz?