Funda

Funda
@___funda
Yaşam bizim yaşadığımız mı, yoksa ölüm dediğimiz mi?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir şeyin neden doğru olduğunu bulmak çok daha kolay olduğu halde, onlar bir şeyin neden yanlış olduğunu bulmakla uğraşırlar ve ne olduğunu bulmaktansa ne olmadığını bulmaya, inandıklarındansa inanmadıklarını söylemeye çaba gösterirler.
Sahip olduğumuz gerçeğin bilgisini, ne olursa olsun, özgün güçlerimizle elde etmedik. Kendi hayran olunacak gizemlerini iletmek için, basit ve cahil halkın arasından tanık gibi seçtikleriyle bunu bize öğreten Tanrı'dır; iman, kendiliğimizden elde ettiğimiz sıradan bir şey değil, başkalarının bağışları ile elde edilmiş katıksız bir armağandır. Dinimizi aklımız ya da zekamızla değil, yabancı bir otoriteyle ve emirle kabul etmişizdir. Yargı yeteneğimizin zayıflığı bize güçlü olmaktan, körlüğümüz de ileriyi görmekten daha fazla yardım ediyor. Biz bilgimizden çok cehaletimizle tanrısal bilgiye ulaşıyoruz. Doğal ve dünyevi yetilerimiz bu doğaüstü ve semavi bilgiyi kavrayamıyorsa bu şaşırtıcı değildir. Kutsal kitapta yazıldığı gibi, ona itaatimizi ve bağlılığımızı taşımakla yetinelim: Ben "bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim; zeka sahiplerinin da zekalarını. Bilge nerededir? Eğitilmiş kişi nerededir? Bu zamanı tartışan nerededir? Bu dünyanın bilgeliğini Tanrı sersemletmedi mi? Mademki dünya Tanrı'yı bilgelikle tanımadı; onun inanç sahiplerini basit vaazıyla kurtarmaktan hoşlanmasındandır bu.
Parlak ve güçlü akıl kendini kabul ettirmeyi başaramadığı zaman sağlam olmayan, olur olmaz görüşlere başvururuz, yeter ki bu düşünceler bizi rahatlatsın ve memnun etsin. Yara iyileştirilemediği takdirde, onu yatıştırmak ve küçültmek tercih edilir. Bana bunun aksinin söylenmeyeceğini sanıyorum; eğer yaşamın bir anı dingin ve düzenli kılınarak hoş ve sakin tutulabilseydi, kuşkusuz düşüncenin belirli bir güçsüzlüğü ve yetersizliği pahasına kuşkusuz yapılırdı bu.
Kendimize hayali ve gerçek dışı iyilikler atfediyoruz; gelecek, ama var olmayan iyilikler ya da dahası düşünce yoksunluğuyla akıl, ilim ve onur gibi yanlış bir biçimde kondurduğumuz iyilikler.