Ben dinliyor,bana zeki dendiğini duyuyordum. Fakat sıradan bir insanın sahip olduğu niteliklerin,bir suçluya yöneltilen ezici suçlamalar hâline nasıl gelebildiğini anlayamıyordum.
Günün birinde gardiyan bana,beş aydır hapiste olduğumu söylediğinde,ona inandım. Ama ne demek istediğini anlamadım. Bana göre hücrenin içinde doğan hep aynı gün,yaptığım iş de hep aynı işti.
Tutukluluğumun başlangıcında en zoruma giden şey,kafamda hâlâ özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı. Mesela birdenbire bir plajda olmayı,denize doğru ilerlemeyi istiyordum. Ayaklarımın altında ilk dalgaların seslerini,vücudumun suya girişini ve bundan duyduğum ferahlığı zihnimden geçirince,aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveriyordum.