... Tanrı'ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır,dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın,hatta ondan yüz çevirenlerin bile Tanrı'ya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu,bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı.
Artık o yitirmiş bir erkek,ihanete uğramış bir yürek değil,Mısır'ın ikinci adamı olarak Potifar'dı.
Yüreğinde,kaybolan ve yok olan Züleyha'nın değil de,kaybolduğu ve yok olduğu başkaları tarafından bilinen bir Züleyha'nın acısı vardı.
"Ben ki senin geldiğin çöllerin yüzlerce yıl susuz kalmış ceylanıyım,indim su içmeye senin kıyına. Susuzluktan ölmektense su içerken ölmek yeğdir bana."