- Gençler evlilik konusunu velilerine havale etmelidirler.
- Zannederim ki dünyada gençlerin en büyük hakkı istedikleriyle evlenmeleridir. Gözlerin seçme hakkına, zevkin uygun olana karar verme hürriyetine, ruhun tabii uyumuna karışmak en büyük zulüm değil midir?
- Öyle, fakat o yaşlarda gençliğin verdiği coşkuyla gözler gerçeği göremez. Gençlikte zevk, insanı çoğunlukla yanıltır... Heyecanı kadar derin olmayan gençliğin çılgınca hevesleri seneler tarafından düzeltilince birdenbire insan ne görür? Hatalarını, kusurlarını... Ve belki çok büyük suçlarını...
- Hayır, hayır! İnsan gençliğinde matematikle çarpma ya da bölme yapar gibi mi evlenmeli!? Evlenecek gençlere daima sakin olmayı, iyice düşünmeden karar vermemeyi tavsiye ederler. Seneler geçip de o sükûnet geldikten sonra o evlilikten lüzumsuz, o evlilikten tatsız bir şey göremem.
...
- Bu sözlerin hepsi gençlik ateşi içinde olan zihnin sayıklamasıdır.
- Hayır, yanılıyorsunuz. Ruhun o çalkantısı, tabiatın o ateşi olmazsa hayattan bir maksat, bir lezzet anlayamam. Kalbe sükûnet gelince insanı yerin altına koyarlar.