Bize bu beyni genetik yolla hediye eden atalarımız da bu eksiklikten mesûldür. Fakat şurası var ki ahlâk genleri, tıpkı hastalık genleri gibidir. Bir veremlinin çocuğu veremli olarak doğmaz, fakat vereme aşırı bir yatkınlık gösterir; çocuğu veremli anasından babasından ayırarak başka bir ortama naklederek büyütürsek, o da genetiğinin verdiği aşırı yatkınlıktan kurtulmuş olur.
Başarı; gerçekten isteyenlere, gerçekten çalışanlara ve ruhsal melekelerimizin vasıflarını ve kâbiliyetlerini öğrenip ona göre hareket edenlere bir ihsandır.
Ne yapsanız çaresiz
Kendinizden sonraya kalmayacaksınız
Zaman yenecek sizi
O telaşsız bilge, o silahsız güç
Silecek yüzünüzden kibrinizi
Hükmünüz ömrünüzle sınırlı olacak
Öldüğünüz gün unutulacaksınız.
Yıkıntılar kalacak ardınızda yalnız
Yaşarken, korkunun ağır gölgesiyle
Örtüp sakladığınız
Sindirip susturduğunuz
İncinmiş onurlar bunalmış öfkeler
Düşler ve acılardan oluşmuş
Yıkıntılar kalacak..
Uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında
Hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor
Hiçbir düşünceyi sonuna dek götüremiyoruz.
-Böyle belirlenmiş sınırlar içinde
Bir iç denetimle, bir dış denetimle
Konuşmak da eski tadını yitirdi -
Düşler kuruyoruz yeniden gelecek üzerine
Kaldırıp kirpiklerimizi ayak uçlarımızdan
Dağlara bakıyoruz, ufuklara, bulutlara
-Ah o insan yüreğinin değişmeyen tutkusu-