Eğitim yoluyla Ağır bir asimilasyona uğramadıkları müddetçe, her insan, öğreticisinin öğrettiklerini hayatına da tatbik ettiği ve Bundan dolayı gönül rahatlığıyla örnek alındığı ahlaki eğitiminden sonra, akIedip sorgulayarak gerçeğe rahatlıkla ulaşabiliyor...
Fakat ülkemizde 100 yıldır asimilasyon mantığı ile gerçekleştirilen eğitimde, laik; yani ahiret anlayışını yok sayan maddeci, şekilci, ahlakın yoksunluğunda tamamen benciliğe, çıkarcılığa, kendisinden başka hiçbir düşüncenin , inancın doğru olmadığı görüşüne dayanan -izm temelli yaklaşımla, akıl etmeyen, sorgulamayan, sadece taklit eden, korkuları ve çıkarlarıyla şekillenmiş koyun sürüleri yetiştiriliyor...
Dua edelim de 5, olmadı 8, o da olmadı 16 vakte kadar akıllarını başlarına alıp sorgular ve hayatlarının dizginlerini ellerine alıp sonsuz hayatlarının mimarı olacak dünyalarını doğrularla inşa edebilecek hale gelebilirler...
Kesinlikle, size katılıyorum. Cemil Meriç'in de dediği gibi "izmler idrakimize giydirilen deli gömlekleri..." Bundan sıyrılıp kurtulmadıkça, verilen akıl nimetini kullanıp kişinin varlık sebebini anlaması, sorgulaması ve onun getirdiği sorumlulukları alması oldukça zor..
Farkında olan insan kendini keşfetme yolculuğuna çıkabilir. Kendini keşfetmek kolay değildir, bazen yıllar alır. Çoğu insan kendini keşfetmeden ölür gider.
Korku kültüründe yetişmiş ve okuduklarıyla , gözlemleriyle bazı şeylerin yanlışlığının farkına varmış ama bunların tam olarak ne olduğunun farkında olmayan , farkında olduklarını nasıl değiştireceğini bilmeyen bir birey olarak bilincimi donatmak için daha fazla çaba sarf etmem gerektiğinin farkında olarak başladım kitaba. Okudukça bazı şeyler zihnimde daha iyi oturdu. Farkında olmadan beni rahatsız eden şeylerin aslında bende ki eksiklikten değil kültürün bize empoze ettiği şeylerin yanlışlığından kaynaklandığı idrakine vardım. Bazı sayfaları tekrar tekrar okumak bazı satırlarda saatlerce düşünmek zorunda kaldım. İyi ki bu kitapla yolum kesişmiş. Ben bu kitaba başlamadan önceki benle aynı kişi değilim artık...