İçimde ilk görüşten kalma, aşina bir duygu: Ben onu tanıyorum. İki sevdalı hep aynı hisse kapılmazlar mı, birbirlerine önceden rastladıkları, aralarında esrarlı bağlar olduğu duygusuna kapılmazlar mı? Bu aşağılık dünyada ya onun aşkını isterim, ya da hiç kimsenin! Hem mümkün mü bir başkasının beni etkilemesi?
** Not: Önyargılı bir insansanız bu kitaba dair bildikleriniz bununla sınırlı kalsın.Teşekkürler :)
Öncelikle bu romanın daha çok okunmasına vesile olmayı kendime borç bilerek yazıyorum bu incelemeyi.
Roman 1915 yılında 10 günlük bir sürede yaşanan olayları,Ermeni tehcirini anlatıyor.
46.Orhan Kemal Roman Armağanı ödülünü almış olan kitap,"Nevşehir'in tek çerçisi Boğos'u sabaha karşı vurdular" cümlesiyle başlıyor.
"Belki en sevdiklerinizin ölüsünü elimize alacağız" diye de ekleniyor kitapta.
Ermeniler,Rumlar,Türklerden.. oluşan karakter örgüsü var.
Kitapta kardeşlik,dostluk, aşk çok güzel bir şekilde anlatılmış.Romanı okurken etkilenmemek elde değil.Karakterlerin birbiri ile bağını not alarak okumak zorunda kalsam da bazen bu değerinden eksiltmedi.
Her karakterin yerine kendimi koyarak, Allah'ım ne zor şartlar o yıllar diyerek okudum.Kitapta beni en çok şaşırtan Çoban Muharrem oldu kuşkusuz.Çok detay vermek istemiyorum, okumanızı öneriyorum ama şu cümleyi unutmayarak;
İnsan olmak mühim değil,insan kalabilmek meziyet..
Unutkan AynaGürsel Korat · Yapı Kredi Yayınları · 2016413 okunma