"Sen beni ancak cebinde taşıdığın ve ancak karanlıkta sabırla senin saatleri sayıp ölçen, yollarında sana duyulmayan nabız atışlarıyla eşlik eden ve senin acele bakışlarının saniyelerin tik tanklarının ancak milyonda birinde yöneldiği saatin yayının gerginliğini hissettiğin kadar hissedebiliyorum. "
"Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"
Stefan Zweig bu eserinde bilinmeyen bir kadından gelen duygu yüklü bir mektup olarak sunulmuştur.
Tanınmış bir yazar olan R., doğum gününde bir mektup almıştır. "Sana, beni asla tanımamış olan sana." diye başlayan bir mektup... Hiç tanımadığı, belkide hayatının belli bir döneminde karşılaştığı ama onun için diğerlerinden hiçbir farkı olmayan bir kadından gelen bir mektup... Hayatı boyunca onu seven ve yıllar sonra anlatma cesareti bulan bu kadın, her doğum gününde gizemli bir şekilde beyaz güller gönderen bu adama bu kez bir mektupta göndermiştir.
Bilinmeyen diğer kadınlardan sadece biri olsa da onunki diğerlerinden farklı ve saplantılı bir platonik aşk hikayesidir.