"Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi-fakat hiç eksiksiz ve tam-onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatla, şüpheler, hakim olmak arzuları... "
....... Sevgi aşka dönüşürse o vakit hissediş başlar. Öyle ki güzelin gözü kendi cemaline kapalıdır; sevenin aşk aynası olmayınca kendi güzelliğinin mükemmelliğini temaşa edemez. İşte bu yüzden sevgili için her zaman bir seven gerekir ki sevgili kendi güzelliğini görebilsin, farkına varabilsin.”
“Hakkı özünde ara, O Bir’dir, ortağı yoktur. Her işi O yapar. O’na varmak tarikat yoluyla olur. Görünen de, gören de, getiren ve götüren de O’dur. Bu dünya Allah’ın denizi yanında bir damladır. Damlalar ise nerede olursa olsun, denizden ayrı değildir, denize koşar. Damlanın denize koşması bir aşktır. Gerçekler aşkla anlaşılır. Aşka varmak için toprak derecesinde mütevazı olmak gerekir. Yol isteklisi olan talip Muhammed’i, Ali’yi, On İki İmam’ı ve Mehdi’yi bilmelidir. Bilenler gerçeğe erer. Gerçeğe ermek bir pir bulmakla olur,
piri bulan Hakk’ı bulur. İnsan yücedir, kin tutulmaz. Kinden kurtulmak istersen Hakk’ı özünde ara.”