Fatih Harbiye....iki semt.... İstanbul'da...Fatih şark, Harbiye garp. Kitabımızın ana karakteri Neriman, konservatuarda ud eğitimi alan, doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey ve yardımcıları Gülter ile yıllardır Fatih'te yaşayan genç bir kız. Mahallesinde kemençe eğitimi alan Şinasi ile yıllardır nişanlı. Şinasi de Doğu kültürüne bağlı bir gençtir. Herkes evlenmelerini beklerken konservatuarda Macit ile tanışan Neriman, Macit'in yaşantısına yani batı kültürüne, batılı yaşama karşı isteği uyanır. Beyoğlu ve Harbiye'de yaşanan ışıltılı hayata imrenerek çevresindeki herşeyden ve herkesten nefret etmeye başlar. Neriman modern bir hayat ile eski değerlere bağlı bir hayat arasında bocalamaktadır.
Peyami Safa, Fatih-Harbiye romanında toplumumuzun yaşadığı çağdaşlaşma sancılarına eşyalar, şahıslar, kurumlar ve mekanlar üzerinden ayna tutmaktadır.
Türk tarihinin iki büyük ismi olan Safevi Devletin'inde, Kızılbaşlarında başında Şah İsmail ile sert mizacı, öfkesi sebebiyle Yavuz unvanıyla anılan Osmanlı padişahı Selimin mezhep çatışmalarını konu alan, sadece mezhep çatışmaları da değil şair yönleriyle de birbirlerine diş bilemeyi , kardeşi kardeşe nasıl kırdırıldığını konu alan bir romandır. Müslümanlar arasında baş gösteren mezhepleşme zaman içerisinde kutuplaşmaya ve düşmanlığa dönüşür. Her iki mezhepte diğer mezhebin hükümranlık sürdüğü topraklarda baskı altında ve korku içerisinde yaşar. Bu korku zamanla öfkeye, nefrete ve nihayetinde zulme yerini bırakır. İsyanlar, katliamlar ve göçler bu iki mezhebin insanların kaderlerini çizer.
Eserde bir kadın ile onu sevmiş dört erkeğin aşkını edebi bir dille ve okurunda hayranlık uyandıran bir üslupla kaleme almıştır yazar.
Stefan Zweig bu eserinde bilinmeyen bir kadından gelen duygu yüklü bir mektup olarak sunulmuştur.
Tanınmış bir yazar olan R., doğum gününde bir mektup almıştır. "Sana, beni asla tanımamış olan sana." diye başlayan bir mektup... Hiç tanımadığı, belkide hayatının belli bir döneminde karşılaştığı ama onun için diğerlerinden hiçbir farkı olmayan bir kadından gelen bir mektup... Hayatı boyunca onu seven ve yıllar sonra anlatma cesareti bulan bu kadın, her doğum gününde gizemli bir şekilde beyaz güller gönderen bu adama bu kez bir mektupta göndermiştir.
Bilinmeyen diğer kadınlardan sadece biri olsa da onunki diğerlerinden farklı ve saplantılı bir platonik aşk hikayesidir.
İlk defa 1915'te yayımlanmıştır. Kafka'nın en uzun ve en tanınmış öyküsüdür.
Kumaş pazarlamacısı olan Gregor Samsa'nın bir sabah uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Ailesinin tüm sorumlulukları da onun üstünde olması, bu sorumluluklar altından ezilmesi ve bir yandan da bundan sonraki hayatına alışmaya çalışır.
Kafka bu eseriyle sistem içinde köleleşen, sürekli bazı sorumlulukları yerine getirmesi gereken bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde toplum tarafından dışlanan insanı konu almıştır.
Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar... Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden....