İnsanlar, zayıf yönlerini idrak etmede pek başarılı değillerdir. Çünkü insanın odağı dış çevreye kaymıştır. Günümüz insanı başkalarının özelliklerini detaylarına kadar merak ederken, kendi fıtratının özellikleri konusunda merak ve çaba içerisinde değildir. Hayranı olduğu şarkıcının hayatını, takip ettiği futbolcunun hangi ayağının daha güçlü hangisinin daha zayıf olduğunu, onların aile hayatlarını, hangi konularda başarısız hangi konularda başarılı olduklarını bilen günümüz insanı, kendi özellikleri hakkında en basit bilgilere dahi sahip olmaktan uzaktır.
”Kendini bilen Rabbini bilir.” sırrınca bir insanın kendini tanımadığı müddetçe, Rabbini tanıması, hayatı ve maneviyatı anlayabilmesi olanaksızdır.
Alırken, hakikatte Allah'tan aldığı şeyi başkasından aldığını düşünerek, Rabbi'nden uzaklaşmış olur insan. Birinden fayda görmüşse Cenab-ı Hakk'ın Nâfi isminden yansıyana muhatap olmuştur. Doktordan şifayı bularak çıktıysa Şafi ismine muhatap olmuştur. Rızık elde ettiğinde Rezzak ismiyle, manevi bir bilgi edinmişse Hadi ismiyle buluşmuştur. Verene değil verdirene bakmak gerekir. Postacının getirdiği mektupta yazanlar, postacının bize ilettiği mesajlar değildir.
Hüküm vermeyiniz ki, hüküm olunmayasınız, buyrulur.
Bugün beni yorucu bir gün bekliyor, diye hüküm verirsek bizi dinlendirmek için bekleyen günün yorucu taraflarıyla muhatap oluruz. Dua yerine geçer bu fikri tayinimiz ve gerçekten sorunlu-yorucu bir gün geçirmeye başlamamız ihtimal dairesine girer. Günün paradigması, dün öfkeli olmasına rağmen bugün ona şefkat yüklemişse, dünün hatırına inat etmek değil, bugünün hatırına onu alıp yansıtmaktır değerli olan. Her türlü paradigmaya ayak uydurabilecek bir varlıktır, insan.
“Her insan anasının karnından iyi, saf doğar. Dünya bin bir tuzakla dolu. Günün birinde kapanlara sıkışmak istemezsen, taktik öğrenme derdine düşersin, öğrendikçe bozulursun. Dünya gibi.”