“Neyi özlediğim belli, nereyi özlediğim meçhul
Issız denizde sarsak bir sandal gibi
Kendi içimde kürekler çektim
Savrulup gitti bütün şehirlerim
Belki de ben yırttım alnımdaki o haritayı
Yalnızlık bana mahsus, ama anladım ki
Yok bir bekleyenim,sevenim
Adı sanı ucu bucağı kendinden menkul
Ey derin rüyaların uyanma vakti
Göreceksem, önce güneşe alıştır beni…”
Ahmet Erhan