BİR GURBET(Çİ) KİTABI: KIRLANGIÇ AĞIRLIĞINDA
“Gurbet ve gurbetçi” konulu anlatılara çarpıcı öyküleriyle imza atan Fatma Türk’ün Kırlangıç Ağırlığında adlı son kitabı Şule Yayınları vasıtasıyla öyküseverlerle buluştu. “Arnavut Kaldırımları Yıkılsın, Kırlangıç Ağırlığında, Kanatlarımın Doğuşu, Kötü Çocuk, Beni Görünür Yapıyor Bu Şehir, Kopuntu, İnce Doğranmış Yuvarlak Dilimli Patatesler, Kesik Parmak, Yumurta Büyüsü, Tercih Meselesi, Kocakarı Karnavalı, Kesişmeyen Çizgiler, Festival Çocuğu, İstikbalsiz Arılar, Kutsallar, Kardinaller ve biz” başlıklı on beş öykü yer alıyor kitapta.
Kitabını “eşime, oğullarıma, kırlangıçlara...” ithaf ettiğini belirten yazar bir şiirle karşılıyor okuyucuları. Yazar, ilk sekiz öyküde genel olarak “ilk gençlik yıllarının huzursuz günlerinin” izlerini sürüyor. Diğer yedi öyküde ise artık yabancı memleketlerin yabancılığının da kabullenildiğinin anlatıldığı öyküler okuyoruz.
Gurbetin annesizliği, annesizliğin gurbeti olarak ifade edebileceğim öykülerden ilki “Arnavut Kaldırımları Yıkılsın”. Vize verilmediği için gelemeyen annenin olmadığı, muhiti pek de iyi olmayan, okula yakın, kirası ucuz diye tutulan “banyosuz, balkonsuz, havasız iki odalı evin” verdiği iç sıkıntısını başarılı bir şekilde yansıtan yazar dil oyunları ile çarpıcı bir anlatım sergilemekte. “Makas gibi ayrılıyor sokak.” diyerek başladığı öyküsünü “hayatımı ikiye ayıran bu makastan” kaçarak geçtiğini ifade ederek bitiriyor.
Kitaba da adını veren “Kırlangıç Ağırlığı”nda adlı öyküde yazar bir evde annenin varlığını ispat eden mutfak tıkırtısının, muntazam örülmüş saçların, tam tekmil hazırlanmış okul ve beslenme çantasının yokluğu ile annenin yokluğunu özdeşleştiriyor. Yazar, dilini bilmediği memleketteki ilk okul gününü anlattığı bu öyküsünde yabancı memleketlerde annesiz