Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mare ve Cal Kemik Stadyumu'ndan kurtulduktan sonra, hemen yeni kanları bulmak için yola çıkarlar. Ama maalesef Maven bazen onlardan önce davranır ve tahmin edersiniz ki bulduğu yeni kanları öldürür. Ya da Mare'in öyle bilmesini ister. Sonuçta onu kendine döndürmek için hırsından yanıp tutuşuyor kralımız.
Mare yeni kanları bulup, eğitip, savaşabilecek hale getirmeye çalışır. Tabii bu sırada Maven'in yeni kanları öldürmediğini ve bir hapishanede tutsak edip, işkence çektirdiğini öğrenir.
Bakalım Mare bu savaşı kazanabilmek için ne kadar ileri gidecek?
YORUMUM (SPOİLER):
"Ama ben, zaferlerim için arkadaşlarımı takas edebilir, kimi canlardan vazgeçebilirdim. Bunu daha önce de yapmıştım. Ölümleri çok daha iyi bir şeye hayat veriyorsa insanların ölmelerine izin vermek çok da zor değildi."
Serinin ilk kitabı Kızıl Kraliçe 'yi ortalama bulmuştum. Konu güzel ama yazar doğru işleyememiş gibi gelmişti. Aynı düşüncelerim bu kitap için de geçerli. Sadece tek fark bence bu kitap çok psikolojik bir kitaptı. Yaşanan şeyler zor ve herkesin başa çıkma şekli farklı, bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ama yine de bu Mare'in tutarsız, düşüncesiz ve bencil hareketlerine anlam vermeme yetmedi. Özellikle kendini en güçlü görmesi ve balıkçı çocuk küçümsemeleri beni çok rahatsız etti. Üstelik bundan 5 dakika sonra Kilorn'u çok özledim diye geziyordu. Cal'e sarılıyor Maven'i özledim diyor. Yani sinir krizlerii...Son 150 sayfaya kadar okuyayım da ilerlesin diye falan okudum. Yazarımız bütün olayları kitabın sonuna saklamış. İlk 300 sayfa Mare ve Maven'in saklambacını izliyoruz. Beni aşırı rahatsız etmedi çünkü kitaba bir sürü yeni karakter ekleniyor ve bunları kitaba sırayla almak sindirmemiz açısından gayet yerinde olmuş. Ama yazarımızın bir sıkıntısı var ki, o da şu: bütün önemli olaylar