Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?
Doğruluk gibi yanlışlık da bir yüze sahip olsaydı,ne yaptığımızı bilirdik, çünkü bir yalancının doğru dediği şeyin tersini alırdık. Ama bir doğruluğun karşıtının yüz binlerce biçimi ve sınırsız bir uzayı vardır.
Eskilerde bir baba, dilini anlamadığımız bir insanın yerine bildiğimiz bir köpeğin arkadaşlığını seçmekle daha iyi ederiz demiş. Bu yüzden, çeşitli uluslar birbirlerini insan yerine koymazlar ve yalan yanlış konuşma sessizlikten ne kadar daha az dostçadır!
Mahalle papazının sana emrettiği gündelik işlere sıkı sıkıya bağlanırsın; Tanrı'nın, tabiatın emirleri umrunda değildir. Dur da bir düşün bunlar üzerine...Hayatın böyle geçip gidiyor.