Cumhuriyetin ilk yıllarında Kurtuluş Savaşı'nın kalıntılarını karakterlerine yapıştırdığı, süngüsü takılmış bir tüfek ve ufuklara gözünü dikmiş kısraklar gibi, şüphe ve korkuyu hayatının her köşesine sindirmiş, acı ve ayrılığın tadına varmış bir halkın, ve zamanında 600 yıldır dünyaya nizam vermiş, köklerini kıtalar boyu büyütmüş bir çınarın zamanla hasta adama dönüştüğü son demlerinde savaşın izlerinden uzak, padişah destekçisi asilzade soyluların arasına aşkın,acının,kaderin,oyunun,çıkarın ve daha fazlasının girdiği, aslında birçok şeyin ve kimsenin,görülenden,anlatılandan ve hissedilenden farklı olabilecğini fısıldayan olay döngüsünde kendiniz yaşıyormuşcasına heyecanlanacağınız muhteşem bir roman. Âdeta iki devrin hikayesi