"Şimdi tutturduğum yolu sonuna dek sürdürmek zorundayım; okumazsam, kendi bildiğim gibi çalışmazsam, hiçbir şey yapmazsam, aramaktan vazgeçersem, işte o zaman yok olurum. En acı yazgı olur benimki."
"Yürüme ve dik oturma konusunda, yanındaki herkese ne zaman bu önemli konuyu unutuyor görünsen, sana yumruk atmalarını söylemeni tavsiye ederim. Prensesin çocukları böyle yaptı, bütün hayatları boyunca kaba saba birisi gibi görünmektense kısa süreli bir acıya katlanılabilir."
Sayfa 132 - Erkek kardeşime tavsiye verirken max inceliğim...·Kitabı okudu
"Spinoza, Latince bir deyişi kullanmayı çok seviyordu: sub specie aeternitatis, 'sonsuzluk yönünden anlamına gelir. Rahatsızlık verici gündelik olayların sonsuzluk yönünden bakıldığında daha az rahatsız edici hale geldiğini ifade etmektedir. Bu kavramın psikoterapide gereği gibi takdir edilmeyen bir araç olduğuna inanıyorum."
İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan yanlarından geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kollarına koşar.
Kierkegaard 'çifte umutsuzluk' yaşayan bazı insanları anlatır, şöyle ki, umutsuzdurlar, ama umutsuz olduklarını fark edemeyecek kadar kendilerini aldatırlar. Demek istediğim şu: acılarımın çoğu arzularımla hareket etmemin sonucu ortaya çıkar ve sonra bu bir anlık tatminle mutlu olurum, kısa süre sonra bu tatmin can sıkıntısına dönüşür, derken bir arzu daha ortaya çıkar. Schopenhauer bunun evrensel insan durumu olduğunu düşünmüş -istemek, anlık tatmin, can sıkıntısı, daha fazla şey istemek.-