Adem Alver

Adem Alver
182 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Önemsiz Bir Kadın-Önemsiz Bir Adam
Puan vermedi·128 syf.··
2024 34. kitabı
Muazzam bir piyes! Wilde, eserinde dönemin ahlaki bunalımlarını ve çalkantılarını, kadın-erkek ilişkilerini, toplumun cinsiyete yönelik bakış açısını, aşk ve evlilik mevzusunu, zengin-yoksul arasındaki belirgin yargıları satirik bir anlayışla çarpıcı bir biçimde ele alıyor. Bununla birlikte kitabın en mühim konusu ahlak üzerine kurulu. Dönemin ahlak anlayışı kadınlar ve erkekler için apayrı anlamlar ifade ediyor ve genellikle erkek cinsiyetinin lehine olacak şekilde biçimlendirilmiş bir ahlak anlayışı sergileniyor ve buna bağlı olarak kadının ikinci sınıf olduğu, adillikten uzak bir toplum yapısı ön plana çıkıyor. Tam da bu noktada Wilde, düşüncelerini Hester karakteri ile ortaya koyuyor. "Bir adam ve kadın günah işlediyse bırakın ikisi de çöle sürülsün." (syf. 39) "Erkekler için başka kadınlar için başka bir yasanız olmasın." (syf. 39) "Kadınlara karşı adil değilsiniz. Kadın için utanç kaynağı olanı erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız." (syf. 40) Dolayısıyla karakterler arasında karşılıklı ahlaki tartışmalar olması gerektiği gibi, kadınlar lehine çarpıcı bir ivme kazanmış oluyor. Benzer bir bakış açısıyla, ortak bir yargıda buluşan ve hemen hemen aynı dönemde yaşayan Wilde’ da tıpkı V. Wolf gibi toplumdaki ahlak, namus, ar, edep, haysiyet gibi insani kavramların yalnızca kadınlara atfedilmesinden muzdarip. Nitekim ahlaktan bahsederken genelde başlıca cinsiyet kaynağımız kadınlar oluyor! Wilde bu mutad algıya karşı müthiş bir mukavemet örneği gösteriyor ve belki de bu yüzden dönemin önde gelen, farklı, çarpıcı, içten şahsiyetlerinden biri oluyor. Yazar, yine muayyen aralıklarla, fasılasız bir biçimde karakterler arasında son derece beğendiğim söz dokundurma yoluna başvuruyor ve aynı anlayışı, kitabın sonunda kahramanlar arasındaki söz
Önemsiz Bir KadınOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20246,7bin okunma
Reklam
Kalbi gülüyordu ya, bu ona yetiyordu.
Puan vermedi·104 syf.··
2024 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2024 01:23
Dickens, yalın bir üslupla bizlere sunduğu insanlık için ders niteliğindeki eserinde; yaşayış biçimimizde anda kalmanın, anın tadını çıkarmanın, mutlu olmanın ve mutluluğun bulaşıcılığının, iyiliğin ve cömertliğin, duyarlılığın ve neşenin, güler yüzün ve sevecenliğin önemi üzerinde durarak sosyolojik bir çözümlemeyi görmemize olanak tanıyor. Yazar, Bir Noel Şarkısı kitabında insana çarpıcı bir ders verme isteği ile kıssadan hisse yoluyla, insanın davranışlarını değiştirip, düzenlemesinin sadece kendisini etkileyen bir durum olmadığını, bundan ziyade çevresini ve toplumu da değiştiren ve etkileyen bir olgu olduğunu belirterek insan davranışlarının toplum içindeki etkisinin önemini ve sonuçlarını gözlemleyebileceğimiz iki farklı çerçeveden gözler önüne sermektedir. İnsanın karanlık tarafı diyebileceğimiz; umursamazlık, pintilik, açgözlülük, suratsızlık, ruhsuzluk, sevimsizlik gibi karakteristik özelliklere karşın insani yön diyebileceğimiz aydınlık tarafın; iyilik, cömertlik, güleryüz, duyarlılık gibi etik bileşenlerin toplum üzerinde nasıl bir farklılığı meydana getirdiğini görmemizi sağlıyor. Bu açıdan kitabın özüne bakarsak umursamazlık ve paraya doymazlık mı yoksa iyilik ve güler yüz mü insanı mutlu kılıyor? sorusuna başkahramanımız üzerinden yanıt buluyoruz. Nitekim kitabın ilk bölümünde başkahramanımız Ebenezer Scrooge, çalışanlarına ve çevresine olan yanlış tutum ve davranışlarını diğer bölümlerde yaşadığı mistik bir olaylar ile bir gecede değiştirip güzelleştirmesi konu ediliyor. İnsanın bir gecede tüm kötü huylarını bırakıp iyi davranışlara yönelmesi olabilir mi? Zor, olağanüstü ancak zaten masal tadında bir kitap olduğu için verilen mesaja odaklanmak daha doğru olacaktır. Bir gecede yaşanan mistik olay başkahramanımız Ebenezer Scrooge üzerinde derin
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,3bin okunma
"Vakit Uyanma Vaktidir"
Puan vermedi·416 syf.··
2024 11. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2024 21:48
Kitabın ismi ilk bakıldığında göze hoş görünmese de aslında adını Hucurat Suresi’nin 16. ayetinden almaktadır. Hucurat Suresi’nin 16. ayetinde Allah, insanların indirilen din yerine bu dini işine geldikleri şekilde, kendilerine göre değiştirip dönüştürmelerine, eklemeler ve çıkarmalar yapmalarına yönelik uyarıcı bir vahiy göndermiştir. Kitap bugün içinde bulunduğumuz durumun, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin ve problemlerin farkında olmamamıza; uydurulan, rivayet esaslı ilerleyen din anlayışının, indirilen dine nazaran daha çok rağbet görmesine tepki olarak yazılmış adeta. Nitekim kitap, uydurulan din ile asıl indirilen dini mukayese edip Kur’an ile olan ilişkimizi, müslümanlığımızın sorgulanmasını, sahih kabul ettiğimiz sözde hadis rivayetlerini, peygamberler ve peygamberimiz hakkında doğru bilinen yanlışları vs. içine alarak geniş çaplı bir inceleme alanı olarak karşımıza çıkıyor. Uydurulan, rivayet esaslı ilerleyen, insanların işine geldiği gibi yorumladığı, aslında var olmayan sözlerin ve yaşanmamış olayların Allah’a, peygamberlerine vs. isnat edilmesinin çok büyük bir tehlike arz edilişi, bu tehlikenin çığ gibi büyüyüp yayılışı, ne akla ne mantığa ne de Kur’an’a uymayan birçok durumun müslümanlar arasında küfre varan ve sapkınlık derecesindeki bu inanışları kitap boyunca sayfa sayfa tek tek irdelenerek karşımıza çıkmaktadır. İnsanların aklını kullanmadan, araştırmadan, sorgulamadan velisini, şeyhini takip ederek Allah ile aralarına üçüncü kişileri sokarak geleneksel din anlayışını sürdürmeleri, hak ve batıl arasındaki ayrımı yapmadan veya "zaten yapmış olanların izinden giderek" rivayet esaslı düşüncelerini ve davranışlarını Kur’an eleğinden geçirmeden olduğu gibi kabul etmeleri, akıl ve mantığa ters düşen birçok durumu mütalaa etmeden, sorgulamadan
Allah'a Öğretilen DinEmre Dorman · İstanbul Yayınevi · 2016507 okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2023 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2023 00:41
Dostoyevski'yi yıllar önce okumuş bulunduğum başyapıtları olan Karamazov Kardeşler'den veyahut Suç ve Ceza üzerinden incelemek isterdim ancak kısmet Beyaz Geceler'e imiş. Beyaz Geceler kitabı içinde bir de aynı isimle öykünün de bulunduğu, yazıldığı dönemde pek de ilgi görmeyen toplamda beş öyküden oluşan bir kitap. İlk olarak Beyaz Geceler'de fazlasıyla hayalperest ve fazlasıyla yalnız -hatta o kadar ki neredeyse hiçbir kadınla konuşmamış- bir adamın, Natsyenka adında genç bir kıza duyduğu aşk anlatılıyor. Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca adlı öyküde ise, karısının kendisini aldatıyor olabilmesinden şüphe duyan soylu bir adamın karısını takip etmesi, onu izlemesi sonucu yaşanılan trajikomik olaylarla birlikte tam bir Shakespeare'vari bir tiyatro oyununa dönüşünü görebiliyoruz. Bu şekilde toplamda beş öyküden oluşturulan kitaptan ve daha önce okumuş olduğum Dostoyevski kitaplarından yola çıkarak, Dostoyevski'nin; karakterlerinin iç dünyasını, ruhsal bunalımlarını, psikopatik durumlarını okuyucuya ustaca aktarması ile birlikte yine o karakterlerin yaşadığı bunalımlardan dolayı çıkmaza girişlerini ve dolayısıyla kendilerini toplumdan soyutlayarak günlerce, aylarca o içsel soruna odaklanarak düşüncelere dalışlarını ve bunun sonucunda çoğunlukla depresif bunalımlar geçirişlerini hemen hemen her kitabında görebilmekteyiz. "Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?.. " (syf. 62)
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
"Dünya, rüya içinde rüyadır."
Puan vermedi·440 syf.··
2023 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2023 17:43
Sırlarla dolup taşan, tarihle harmanlanan, kültürümüzle (Şems-i Tebrîzî, Mevlânâ, dervişler...) iç içe geçen ve bizi derinden sarsan Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit'in şiirsel kaleminden dökülen, serüvenlerle dolu polisiye bir roman olarak karşımıza çıkıyor. Madde alemi ile mana aleminin, gerçek ile rüyanın, din ile aşkın, hak ile hakikatin birbirini etkilediği ve birbirini çepeçevre sararak insanın karşısına çıktığı, bununla birlikte mistik bir dünyanın yaratıldığı, muhteviyatında Hak'ka ulaşma isteğinin cüzi aşktan külli aşka, dünyevi meselelerden uhrevi meselelere doğru yol alınışını temele alan, bu bağlamda okurken insan meşrebini de tanıma olanağını bizlere apaçık bir şekilde sunan; hak yolunda yürüyüşü, hakka ulaşma çabasını, hak ile beraber olmayı ve dolayısıyla hakikate ulaşma serüveninin meşakkatli yollarını sürükleyici bir şekilde işleyen, etkileyici ve derin bir roman. Gerçek aşka ya da hakikate ulaşmak için, şu gelip geçici dünyanın hiçbir şeyine bağlanmamanın, dünya zevklerine kapılmamanın, dünyevi meseleler için uhrevi meseleleri göz ardı etmemenin gerektiğine değinerek, aslında insanın en temel amacının yine ondan bir parça, bir suret taşıdığı ve şüphesiz yine ona döneceği, hakkımızda son sözü söyleyecek olan Hak'ka ulaşmak olduğunu ve bunun huzur dolu maneviyatının hissedilişini, özümüze dönüşümüzü ele alan, ölümün bir yok oluş değil bizzat sevgiliye kavuşma anı olduğunu niteleyen, insan üzerinde derin bir tesir bırakan, sorgulatıcı ve harikulade bir roman. Taşta kan vardı, insanların yüreklerinde nefret, dolunayda derin bir sükûnet. (syf. 11)
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
Reklam