Dickens, yalın bir üslupla bizlere sunduğu insanlık için ders niteliğindeki eserinde; yaşayış biçimimizde anda kalmanın, anın tadını çıkarmanın, mutlu olmanın ve mutluluğun bulaşıcılığının, iyiliğin ve cömertliğin, duyarlılığın ve neşenin, güler yüzün ve sevecenliğin önemi üzerinde durarak sosyolojik bir çözümlemeyi görmemize olanak tanıyor.
Yazar, Bir Noel Şarkısı kitabında insana çarpıcı bir ders verme isteği ile kıssadan hisse yoluyla, insanın davranışlarını değiştirip, düzenlemesinin sadece kendisini etkileyen bir durum olmadığını, bundan ziyade çevresini ve toplumu da değiştiren ve etkileyen bir olgu olduğunu belirterek insan davranışlarının toplum içindeki etkisinin önemini ve sonuçlarını gözlemleyebileceğimiz iki farklı çerçeveden gözler önüne sermektedir.
İnsanın karanlık tarafı diyebileceğimiz; umursamazlık, pintilik, açgözlülük, suratsızlık, ruhsuzluk, sevimsizlik gibi karakteristik özelliklere karşın insani yön diyebileceğimiz aydınlık tarafın; iyilik, cömertlik, güleryüz, duyarlılık gibi etik bileşenlerin toplum üzerinde nasıl bir farklılığı meydana getirdiğini görmemizi sağlıyor.
Bu açıdan kitabın özüne bakarsak umursamazlık ve paraya doymazlık mı yoksa iyilik ve güler yüz mü insanı mutlu kılıyor? sorusuna başkahramanımız üzerinden yanıt buluyoruz.
Nitekim kitabın ilk bölümünde başkahramanımız Ebenezer Scrooge, çalışanlarına ve çevresine olan yanlış tutum ve davranışlarını diğer bölümlerde yaşadığı mistik bir olaylar ile bir gecede değiştirip güzelleştirmesi konu ediliyor. İnsanın bir gecede tüm kötü huylarını bırakıp iyi davranışlara yönelmesi olabilir mi? Zor, olağanüstü ancak zaten masal tadında bir kitap olduğu için verilen mesaja odaklanmak daha doğru olacaktır.
Bir gecede yaşanan mistik olay başkahramanımız Ebenezer Scrooge üzerinde derin