« Yaşantı denen nesne neydi ki alt tarafı?
Hani rahatsız bir yatakta yatarsınız da hiçbir zaman aynı yana yatarak uyuyamazsınız. Yaşantı da bir kimsenin böyle bir yatakta boyuna bir yandan öbür yana dönerek durum değiştirmesi değil miydi?»
« Hiçbir şeyde değişikliği sevmem ben. On yıl önce nasıl yaşıyorsam, on yıl sonra nasıl yaşıyacaksam bugün de öyle yaşadığımı düşünmekten hoşlanırım.»
« Şunları hissediyordum sözgelimi: Kimsenin yüzünü görmek istemiyordum ama yalnız kalmak da istemiyordum. Evde kalmak istemiyordum ama sokağa çıkmak da istemiyordum. Seyahate çıkmak istemiyordum ama aynı zamanda Roma’da oturmağa devam etmeği de istemiyordum. Resim yapmak istemiyordum ama resim yapmadan durmak da istemiyordum. Uyanık durmak istemiyordum ama uyumak da istemiyordum. ... "Hissediyordum" demiştim ya iğrenme, tiksinme, yılgınlık duyuyordum aslında.»
«... bütün düşüncelerimiz, hatta en akılcı olanları bile, duygunun karanlık bir verisinden doğarlar. Düşüncelerden değil, fakat duygulardan kurtulmak ise daha güç iştir: Düşünceler gider gelirler ama duygular oldukları yerde kalırlar.»
«... bütün yetilerim felce uğramıştı sanki:
Ağzımdan tek lâf çıkmıyordu, duygusuzdum, içime kapanıktım, öyle gibime geliyordu ki tıpkı sımsıkı kapalı, boğucu bir hapisaneye kapatılmışcasına, benliğimin içine canlı canlı hapsolmuştum sanki...»