seninle bazen
çokları sensiz..
havada sis, kalpte isyan kokusu
deryanın ayakları altında hazinelerim
alacakaranlıkta batışını izlenimişim,
zalimce..
doğrusu cellat edasıyla
duygusuz ve ölüm sessizliğinde.
bazense hapsolmuş mahzen derinliklerine
sessiz çığlıklarım ,
fısıltılarla anlatılır sahibine
hâl ise naçâr.
âleme kör olduğum geceler
sana yakarırdım,
feryadım umutsuz, gözlerim dudaklarında
duyuşumsa senden çok uzak
sükûttu aldığım tek cevap.
cesedimde gezer kara gözler
göğsümde bir sancı,
bilmezdim bu lisanı..
feryadım lâl oldu bugün,
dinliyorum artık sükûtunu.
gözünden damlayan inciler
kokun damağımda
lâkin sen ötelerin ötesinde
bense..
bilmeden vuslatın ne olduğunu
Genç bir sahabi namahrem kadınlara karşı tavizkâr tutumlar sergilediği konusunda Hz.Peygamber'e (sav) şikayet edilmişti. Rahmet Peygamberi (sav), "Onun namaza önem verdiğini, cemaate özen gösterdiğini görüyorum" diyerek bu durumun onda devam etmeyeceğini, muhakkak onun namaza verdiği önem sebebiyle bu yanlışı terk edeceğini ifade buyurmuştu. Neticede Hz. Peygamber'in dediği gibi oldu. Genç sahabi bu davranışı düzeltti.
"Senin zikrini o an kabul edip seni o zikirler meşgul eyledim. Senin 'Allah' deyişin, benim 'Lebbeyk\buyur! dememdir. Senin o yalvarıp yakarman, 'Allah'ı gereği gibi zikredemiyorum' diye düşünüp çareler araman, seni bana yönlendirip manen yaklaştırmamın bir habercisidir. Korkun da aşkın da rızama, ulaşmana birer sebeptir. 'Ya Rabbi!' diye yakarman, benim 'Lebbeyk' diyerek icabet etmem demektir."