Zekâ Her Şey midir?
Bir insanın toplum içindeki yerini belirlemede kaçıncı sırada gelir?Eğitim sistemimiz içinde çocukları kategorize ettiğimiz şu kıyıcı dönemde şimdi kaçımız gerçek eğitimciyiz?
Ben vuruldum ve yaram nasıl sağalır bilemiyorum.Zaten bu kitap beni bir anne,bir öğretmen,her şeyden önce bir insan olarak vurmadıysa Murathan Mungan’ın şu dizeleri ne güzel ifade eder durumu:
“Bir düşün emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
Ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir işe yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda “
Algernon’a Çiçekler;zekâ, mutluluk,insanlık üzerine yazılmış ama aslında bizi içimizdeki eksik yanlarımızla yüzleştiren muhteşem bir hikâye.
“Zekâ bizi daha mı mutlu yapar yoksa daha mı yalnız?” sorusuna meydan okuyan bu eser üzerine konuşulacak,yazılacak çok şey var fakat kitabı bitirdikten sonra ilk saatlerde uzun bir sessizlik konuştu içimde.
Bilişsel gelişimin insanı bir yere koymada hala baş ölçüt olması ne acı.Oysaki duygusal gelişim olmadan sadece egoyu hırçınlaştıran akademik zekâ ne işe yarar ki ünvanlar vermekten,popüler yapmaktan,ismini falanca falanca dergiye yazdırmaktan başka… Ne çok insan bunların peşine ömür adıyor değil mi? Elbette bilim böyle gelişiyor. Bu çok iyi ama ya bu uğurda etik değerler tırpanlanıyorsa?Herkesi daha zeki yapan bilim ya aynı zamanda herkesi acımasız yaparsa?
Charlie’nin hikâyesi karanlık başlamıştır evet. Peki hiç aydınlanmış mıdır? Biz onun için kendi ölçütlerimiz doğrultusunda umutlanırken o yine ızdıraba düşmedi mi?
Aşkı ve cinselliği ,hatırlamadığı çocukluk travmaları yüzünden dilediği zamanda yaşayamayan Charlie her şeye rağmen nasıl oluyor da nahifliğinden ödün vermiyor? Hangi tür başarı bu hassasiyetten