Hayat ne kadar boştu. Her şey çok iğrenç ve çok tiksinçti. Herkes bir çirkefte boğuluyordu. Herkes bir cehennemde buluşmuştu. Herkes ne kadar bayağı, acıklı, gülünç, ve zavallıydı.
Yaralı bir ceylan gibi bakıyordu gelin. Sanki kurtarılmayı bekliyordu.Sanki ölümün elinden alınmak istiyordu. Ve sanki artık hiçbir şey istemiyordu. Dünyadan vazgeçmişti. Ve sanki artık genç adamı delicesine seviyordu. Anlamıştı.
Dünyada çok büyük bir yangın çıkmıştı ve bu yangında ilk kurtarılacak olan kendi hayatıydı. Ama nasıl olacaktı bu? Yada olası mıydı? Herkes denizlerini tüketmişti. Telefonlarını tüketmişti. Hayatımızdaki her şey sürüncemede kalmıştı. Bu yüzden hiçbir şey tat vermiyordu. Geçmişin olanca görkemi ve sızısıyla birbirine açılan bu sokaklarda yürürken bunları düşünüyordu.