“Bizde birkaç sayfadan fazla yazı okumaya tahammülü olmayan bir “yarı aydın” zümresi vardır. Ömürlerinde asla bir fikir sahibi olmayacak kadar ruhları tembeldir, bugün şu fikir, yarın öteki fikir kıpırtısını beraberinde gezdirmek suretiyle aydın insan olduklarını kendilerine ispata kalkarlar.”
“Bizim en önemli vazifemiz, İslâm inancının evrensel olduğu bilincinden hareketle, inancımızı yaşayıp uygulayarak dinimizi hakkıyla temsil etmektir. Bir diğer temel görevimiz de, İslâm adına ortaya atılan ve gerçekte çeşitli Müslüman ülkelerinin kendilerine has örf, adet ve geleneklerinden başka bir şey olmayan görüş ve uygulamalarını asla İslâm olarak değerlendirip savunmamaktır.”
Bakışlarımız geçmişe dönük oldukça, günümüze söyleyebilecek sözümüz olmaz! Kur’an’ı kendi gözlerimizle, şu anki dipdiri gözlerimizle okumamız gerekirken, Allah’ın emri de zaten bu iken, bizler Allah’ın o ebedi mesajını ölülerin gözleriyle okuyoruz .
Batı medeniyetinin iyi yanlarını, İslam’ın insani ve ilahi gayelerine dahil ederek kurtarmamız gerekir, ama o iyi yanları da maalesef bugün can çekişmekte…
Sanat bütün teferrüatıyla hayata ihtiva etmeli, insanda yaşamak, insan gibi yaşamak, daha iyiye, daha yükseğe, daha temize doğru koşarak yaşama arzusunu, hatta ihtiyacını uyandırmalıdır. Hulasa sanat gaye değil, vasıtadır. Gaye hayattır.