Kitabı okurken hayatın içinden bir kesit izlemiş gibi hissediyor insan. Hayatın tüm acımaz yanlarıyla insan psikolojisinde bıraktığı izleri yansıtıyor yazar. Empati yapmadan, her karakterin yerine kendini koymadan yapamıyor insan. Ben olsam ne yapardım, annem olsa ne yapardı, babam olsa ne yapardı diye sorguluyor insan. Okurken herkesin içsel bir muhakemesini yaptığını düşünüyorum. Kitaba kızdığım tek nokta, neden yazar hep karakterleri karamsar bir bakış açısıyla hayata bakıtıyor? Neden herkesi kendisine bu kadar acımasız bırakıyor? Bunlar da sanırım okurun eleştirisine bırakılmış bir durum.