Tanzimat dönemi romanlarımızın en üzücü yanı kitabın sonunda herkesin ölmesidir. Kitap Zehra karakterinin kıskançlığı üzerine kurulmuş olsa da Suphi’nin duygularını daha çok görmekteyiz, aslında Zehra da kıskançlıktan dolayı yaptıklarının bedelini öder. Zehra’nın kuruntulu kıskançlığı Suphi’nin başka hatalar yapmasına sebep olur fakat burada sadece Zehra‘yı suçlamak doğru olmaz. Çünkü Suphi’nin de hataları vardır. Sırrıcemal ile Zehra aynı kaderi yaşar. Zehra intikam almak için Ürani adlı kişiyi Suphi’nin hayatına sokar. Amacı sırrı Cemal‘den intikam almak ve Suphi’nin pişmanlıkla ayağına gelmesini sağlamaktır. Zehra bunları planlarken içinde sadece intikam duygusu vardır. Ama Suphi’nin başına gelenlerden dolayı kitabın
sonunda da gördüğümüz üzere pişmanlık duygusunu ve vicdan azabı ağır bir şekilde yaşar. Tüm bu olanlardan kendisinin sorumlu tutar. Suphi’ye inat Muhsin ile evlenir ama onunla da mutlu olamaz çünkü hâlâ Suphi’yi sevdiğini bilmektedir. Zehra
Kurgusuna ve anlatımına bayıldım. Öyle güzel cümleler vardı ki nerdeyse her cümlenin altını çizmek istedim. Hele de kurgusu çok güzel düşünülmüştü. Bazen Halide bazen de Derviş Ali’nin yerine geçip onların duygularına kapılıyorsunuz. Anne sevgisini, kardeşler arasındaki bağı, bir aşkın masumiyetini çok yakından tanık oluyorsunuz. Tarık Tufan