Tanzimat dönemi romanlarımızın en üzücü yanı kitabın sonunda herkesin ölmesidir. Kitap Zehra karakterinin kıskançlığı üzerine kurulmuş olsa da Suphi’nin duygularını daha çok görmekteyiz, aslında Zehra da kıskançlıktan dolayı yaptıklarının bedelini öder. Zehra’nın kuruntulu kıskançlığı Suphi’nin başka hatalar yapmasına sebep olur fakat burada sadece Zehra‘yı suçlamak doğru olmaz. Çünkü Suphi’nin de hataları vardır. Sırrıcemal ile Zehra aynı kaderi yaşar. Zehra intikam almak için Ürani adlı kişiyi Suphi’nin hayatına sokar. Amacı sırrı Cemal‘den intikam almak ve Suphi’nin pişmanlıkla ayağına gelmesini sağlamaktır. Zehra bunları planlarken içinde sadece intikam duygusu vardır. Ama Suphi’nin başına gelenlerden dolayı kitabın
sonunda da gördüğümüz üzere pişmanlık duygusunu ve vicdan azabı ağır bir şekilde yaşar. Tüm bu olanlardan kendisinin sorumlu tutar. Suphi’ye inat Muhsin ile evlenir ama onunla da mutlu olamaz çünkü hâlâ Suphi’yi sevdiğini bilmektedir. Zehra
Kurgusuna ve anlatımına bayıldım. Öyle güzel cümleler vardı ki nerdeyse her cümlenin altını çizmek istedim. Hele de kurgusu çok güzel düşünülmüştü. Bazen Halide bazen de Derviş Ali’nin yerine geçip onların duygularına kapılıyorsunuz. Anne sevgisini, kardeşler arasındaki bağı, bir aşkın masumiyetini çok yakından tanık oluyorsunuz. Tarık Tufan
Merhaba sevgili okurlar, sizlere Ayşe Kulin’in yeni çıkarmış olduğu bu kitap hakkında birkaç düşüncemi paylaşmak istiyorum. Öncelikle bizlere farklı bir Mustafa Kemal anlattığı için Ayşe Kulin’e teşekkür ederim. Farklı dememdeki kasıt, hepimizim bildiği bir Mustafa Kemal değil de askeri ve yönetici rolünün dışında insan olarak onun da duygu ve düşüncelerinin olduğu, hayatında yaşadığı bazı özel olayların onun kişiliğini farklı yönde etkilediği gibi bir Mustafa Kemal profilini bizlere yeniden sunması. Yazarın ince bir kitaba bu çok yönlü Mustafa Kemal’i sığdırması zaten kaleminin de ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor. Kendi şahsi görüşlerimin başında kitapta en çok beğendiğim taraf, anlatıcının Mustafa Kemal’in bizzat kendisi olmasıydı. Başından geçen olayları bizlere kendi ağzından anlatması, hem kitabın ikna edilebilirliğinin yüksek olmasını hem de daha samimi bir Mustafa Kemal görmemizi olanak sağlamış oldu. Yazar kurguyu oluştururken bilgi vermek ya da bir şeyler öğretmek yoluna gitmemiş. Tamamen bir roman tadında kurgulayarak bizlere Mustafa Kemal’i anlatmak, çocukluğunu, gençliğini ve yaşadığı aşklarını anlatmaya çalışmış. Özel hayatının, askeri ve diplomatik hayatını da fazlasıyla etkilediğini anlatmaya çalışmış. Anne ve kadın kavramları da sıklıkla ele alınmış. Mustafa Kemal’i “Atatürk” yapan şeyin arka planda kadınların olduğundan bahsetmiş.
Daha çok şey söylenir lakin kabataslak düşüncelerimi bu şekilde ifade etmeye çalıştım. Ben okurken keyif aldım, bazı yerlerin altlarını çizdim notlar aldım. Mustafa Kemal ile karşılıklı konuşmuş gibi bir havaya da girdim. :) Teşekkürler.. Ayşe KulinAylardan Kasım Günlerden Perşembe
Zülfü Livaneli’nin yazma tarzını bilen bilir aslında. Okuduğunuz bir cümlenin ona ait olduğunu sezersiniz. Ele aldığı konuları anlatış tarzı onu o yapan en önemli kıstastır. Bu kitabı okurken de bunu görebilirsiniz. Yazdığı her kelimede her cümlede bir başkaldırış bir sorgulama hissedersiniz. O yüzden okurken de daha bir ciddiyetle okuyuverirsiniz. Aşağı yukarı iki yüz sayfalık bir romandı ama kurgusu itibariyle çok şeyi de anlatmaya çalışıyordu. Ele aldığı aşk ve direnme temalarını birlikte harmanlayarak anlatması, aslında toplumda bunlara ne kadar da ihtiyaç olduğunu anlatmasının en açık örneğiydi. Bir tarafta aşk var, bir tarafta davası. İkisi de terazide birbirine eş değer. Selim davasının cefasını çekiyor ama gönlünden de Leyla’nın özlemini çekip atamıyor. Sebebini bilse belki cefasına da katlanacak ama onu bile bilmiyor ki. Bu durumda olan tek kendisi de değildir. Koğuşta kaldığı birçok kişi de onun durumundadır. Leyla ile mektuplaşır ama o bile zamanla yetersiz kalmaya başlar çünkü duygular artık yazmakla da geçmez. Çözümü kendisinden kaçmakla, yeni bir düzen kurmakla arar. Belki o zaman özgürlüğünü ve aşkını layıkıyla yaşayabilir. İçimizde yaşamış olan Selimlerin, Leylaların anısına güzel bir yapıt olmuş. Yazarın kalemine teşekkür ederiz. Zülfü LivaneliBekle Beni
Bu kitap, Ahmet Ümit tarzından biraz uzak bir kitaptı ama okurken keyif aldım. Polisiye tarzında yazan bir yazardan masalsı bir anlatım gerçekten beni şaşırttı. Ama verdiği mesajlar çok anlamlıydı. İnsanların bazı duygularını yitirmesi, dünyevi şeyler için daha çok zaman ayırması kitapta üzerinde durulan konulardı. Prenslerin, gördükleri rüyalar etkisinde kalıp hayatlarında bazı riskleri almasını ama sonucunda da emellerinden tamamen uzaklaşmasını anlatıyor. Yazarın beş prens için tek bir prenses vermesi de enteresandı. Buradaki mesaj da çok güzeldi. Tercihleri prensler değil prensesler yapar görüşü hoşuma gitti. Ahmet Ümit