“Nihayet konuşmaya başladığımda bütün hayatımız boyunca hep söylemek istediğim şeyi söylediğimde, birden tek başıma kalıvermiştim, aslında saatlerdir yalnızmışım.”
“Bu çadır gecelerinden hep nefret etmişimdir, bu bitmek bilmeyen, uykusuz saatlerden nefret etmişimdir, küf kokulu bir karanlıkta, acı çekerek sabah griliğini beklemekten.”
“Avukat bana ne diyordu? Kürek mahkûmiyeti! Tabii, evet, ölmeyi bin kez tercih ederim! Kürek mahkûmiyeti yerine giyotin sehpasını, cehennem yerine hiçliği, boyunduruk yerine boynumu giyotinin bıçağına teslim etmeyi yeğlerim! Kürek mahkûmiyeti, aman tanrım!”