Cézanne'da, Juan Gris'de, Braque'ta, Picasso'da farklı biçemlerde çizilmiş nesneler (limonlar, mandolinler, üzüm salkımları, tütün keseleri...) "gayet iyi bildiğimiz" nesnelermiş gibi gözümüzün önünden akıp gitmezler, gözümüze takılırlar, bakışımızı sorgularlar, kendi gizli tözlerini maddi varoluş biçimlerini tuhafça iletirler, gözümüzün önünde adeta "kanarlar".