Evi dağılmış, hiçbir noktaya sabit bir alaka ile bağlı olmayan serbest bir insandım; fakat bu hürriyetin tadı boşluğun korkunç esaretiyle bulanıyordu. Zekâmız ve muhayyilemiz, bizi ümit ettiğimiz kadar oyalamıyor. Kitabın dostluğu da günün birkaç saatine münhasır. Nihayet, her tesirin cevabını bekleyen içtimai hassasiyetimizin azdığı vakitlerde, ikinci bir insanla aramızdaki ruhi teamülü çok arıyoruz, ben bunu geceleri o kadar arıyordum ki, hiç bilmediğim ağaçlıklı yollarda, kendi başıma saatlerce dolaştıktan sonra, oteldeki odama pek yorgun döndüğüm halde, gece yarısından sonra saatlerce uyuyamıyordum ve gürültülü kalabalıklardan daha tesirli darbelerle ihsaslarımın üzerine vuran yalnızlığım uykumu kaçırıyordu.