Bilge Aslan

Bilge Aslan
@_bilgeeaslan
Herkesin bahanesi var, senin yok. Günahlı bir gölgenin serinliğinde biraz bekleyebilirsin, daha sonra burada kalamazsın, başa dönemezsin!
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerde olan (kötü duygulara, batıl inançlara, dert ve sıkıntı)lara bir şifa, inananlara bir yol gösterici ve bir rahmet (olan Kur'an) gelmiştir. De ki: "(İnsanlar) ancak bununla, Allah'ın lütfu ve rahmeti (olan İslam ve Kur'an) ile sevinsinler. Bu onların toplayıp durdukları (bütün dünyalık) şeylerden hayırlıdır. Yunus 57 58
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evi dağılmış, hiçbir noktaya sabit bir alaka ile bağlı olmayan serbest bir insandım; fakat bu hürriyetin tadı boşluğun korkunç esaretiyle bulanıyordu. Zekâmız ve muhayyilemiz, bizi ümit ettiğimiz kadar oyalamıyor. Kitabın dostluğu da günün birkaç saatine münhasır. Nihayet, her tesirin cevabını bekleyen içtimai hassasiyetimizin azdığı vakitlerde, ikinci bir insanla aramızdaki ruhi teamülü çok arıyoruz, ben bunu geceleri o kadar arıyordum ki, hiç bilmediğim ağaçlıklı yollarda, kendi başıma saatlerce dolaştıktan sonra, oteldeki odama pek yorgun döndüğüm halde, gece yarısından sonra saatlerce uyuyamıyordum ve gürültülü kalabalıklardan daha tesirli darbelerle ihsaslarımın üzerine vuran yalnızlığım uykumu kaçırıyordu.
Sayfa 96
İşte O (her şeye gücü yeten) Allah, sizin gerçek Rabbinizdir. Artık bu gerçekten sonra (başka ilâhlara, batılılara ve ideolojilerine yönelip onlara kulluk etmek ve onlara hak görüntüsü ve süsü vermek) sapıklıktan başkası değildir. Öyleyse nasıl oluyor da (imandan) vazgeçiyor (Allah'a rağmen insanları ve putları ilahlaştırıp bağlılık gösteriyor)sunuz? İşte böylece yoldan sapmış (fâsık)lara karşı Rabbinizin: "Artık onlar iman etmezler." sözü gerçekleşmiş oldu. Yunus 32 33
Sayfa 211
İşte orada herkes, önceden (dünyada) yapmış olduğunun imtihanını verecektir. (Artık) hepsi gerçek Mevlâları olan Allah'a döndürülürler, uydurdukları (putlar, putlaşanlar) da kendilerinden kaybolup gider. Yunus 30
Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felâketten korkmuyordum. Bunun ikisi de imkânsızdır. Çünkü ruhî varlığımız hazla kederin muvazenesine istinat eder, işte en büyük adalet ve müsavat!? İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ıstırapla muvaffakiyet ve saadet arasındaki bu riyazi tenasüp, bütün insanlar arasında tam ve ezelî bir müsavat temin etmiştir. Eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekunları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiç kimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahttır. Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır. Çok gülenin çok ağladığını söyleyen atalar sözü de bize heyecanlarımız arasındaki muvazeneden doğan bu büyük müsavatı bildiriyor. Bunun için muvakkat hazlar ve kederler istisna edilirse insanlar arasında devamlı bir saadet ve felâketten bahsedilmesini bile fazla bulanlardanım. Kararlarım üzerinde mesut olmak ümidi ve bedbaht olmak korkusu tesirini kaybetmişti.
Sayfa 50