Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o yeteneğin de de mahvolduğu vakitlerdir. Onun yerine oluşan tesirli sessizlik, en şiddetli elem gözyaşından daha gönül yakıcıdır.
Ey iman edenler! Tam ve kesin (örnek olacak) bir tevbe ile Allah'a yönelin.
Bu tevbeye "nasuh tevbesi" denilir ki bir daha asla günaha dönmemek ve bunu asla arzu etmemek üzere yapılan tevbedir.
Hasan-ı Basri söyle der: "Tevbe, günaha kin tutmak ve her hatrına geldikçe istiğfâr etmektir."
(Böyle yaparsanız) umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamberi('ni) ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacaktır. Onların nuru (o gün Sırat'ta) önlerinde ve sağlarında koşacak (aydınlatacak)tır. (Mü'minlerin nurları birbirlerinden farklı olduklarından) diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla (cennete kadar devam ettir, söndürme) ve bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kâdirsin."
Tevbenin altı şartı olduğu açıklanmıştır:
1. Geçmiş günahlardan pişmanlık.
2. Terk edilen farzları yapmak.
3. Kul haklarını yerine getirmek.
4. Hasımlarla helalleşmek.
5. Bir daha günaha dönmemek.
6. Nefsini mâsiyet içinde terbiye ettiği gibi Allah'a itaatle de eğitmek.
"Oku kitabını. Bugün sana karşı bir hesap görücü olmak bakımından nefsin yeter." ezeli hitabını ve "Biz size peygamber göndermedik mi? Doğru yollar göstermedik mi? Sabah akşam bizi zikir ve tesbih etmeni emretmedik mi? Ve bu emrimizi yerine getirebilmen için gece ve gündüzden sana uygun vakit vermedik mi?" hitabını duyacaksın. İş buraya vardıktan sonra pişmanlık fayda vermez. Nefis muhasebesinde gecikiyor ve işi savsaklıyorsan bil ki, pencereler sana örtüktür ve sen kapıların dışındasın. Bu durumda ne yapmalısın biliyor musun? Yaratılmışlardan hiçbir fert için sığınılacak başka bir kapı olmayan o rahmet kapısını yanıp yakılarak çal. Perdelerin arkasını görmeye çalış. Bu dünyada seni nefis muhasebesinden ve kerîm Rabbini anmaktan ve kendini murakabe etmekten alıkoyabilecek üç tehlike vardır: Birincisi, sürüp giden gafletler. İkincisi, nefisten kopup gelen lezzetler seli. Üçüncüsü de görenekler ve alışkanlıklardır. Bu üç tehlikeden kendini koruyan ve sakınmasını bilen kişi, Allah'ın izniyle iki âlemde de kurtuluş ve selâmete erer.
Bir de, Din'de ilerle, hep ilerle. İçinde bulunduğun halden daha ilerideki, öte bir hâle ulaştırması için Cenâb-ı Hakk'a yalvarmaktan geri durma. Ve bir şey yaparken ve bir şey yapmazken, her durum ve her hareketinde, Hak ile ol, O'nu unutma, O'nun varlığını duy.