beşikten mezara talebe

beşikten mezara talebe
@_birkul_
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ âmâdedir,lütfûna vabestedir ebediyet bahçelerim... Tarih | Felsefe | Sanat | Kitaplar | Doğa
Ey Aşk Dergâhının Pîri
Ey Aşıklar Sultanı, ey celvette münzevi! Gölgende ay ışığı dosta tennure olur Aşka teşne kuşlara bir cân suyu Mesnevî Söz Zuhale taşarken galaksi zerre olur Sır saklayan sedefler gebe dürr ü mercana Katrede okyanussun, ummanlar katre olur Hiçlik kâsesinden mey kanardın Yâ Mevlânâ...
Saltuk Buğra Bıçak·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Derinleşen Utanç
yama tutmaz bu acı yazgı ve insan dönüşür değişince hayat bir acizlik asılı kaldığında omuzlarımızda bir utanca yurt olduğunda yüreğimiz toprağın nesi kalır utanmaktan başka korkuyla sınanır çocuklar ve dilimiz kekre ağıtların yurdu yaralı kolların yenine küsüp bir tutam acıyla yerini ararsa yaklaşır Kudüs kokusu yıkıntılar arasında çırpınır mevsim sararır bakışlarında ölüm türküsü biz derinleştirirken utancımızı sen yine de kimsesiz bir şehrin derdini omuzla ve yürü dağlar gibi sonra gömelim içimizin yakınan yanlarını gömelim çocukları ağıt değmemiş kelimelerimizle yas törenlerine hazırlanıp gözlerimiz hüzün teyellerken bakışlarına özgürlük ve insan hakları asılı kalsın fahişelerin kirli dudaklarında
Akif Dut·Kitabı okudu
Filistin
Kış Kuşları
gövdemize yol verdiğimizde sabahları bu akşamdan kalma sırıtış sesimizin telleriyle ve yüzümüzün trenleriyle teyellenmiş oluyor alışkanlık diyerek kurusıkı saatlere artçı çerçevelere çarşı pazar ipliklere boğduğumuz kış kuşlarına metrekarelik ömürlerle ısınıyoruz kalbimiz yığınla çığlık ince ıslıklar toplanmış pozumuzu aşan karlar gibi ahir zamanlı salıncaklar ve yanlış yere çizilivermiş katbekatlar çatılara kırlangıç hüzünlerine yataklık mı yapmış ellerimiz bitmemiş bir ay yamyassı kuşları mektupların dozaşımı yağmurlar gelip kirpiğimize mi dayanmış Allah'ım affet bizi yine seni sona sakladık altını çizip hortumların pitoresk gökleri unuttuk Üstüne deniz çekilmiş mevsimleri uzata uzata örgütlü kuşlar bağlanmışken kışlık örgülerle dilaltı sürmelerimizi o yalın tüyü kader sandık gün gelip buzlu bir söz kadar ağırlaşınca göz kapaklarımız çifte vatandaşlığa geçmiş geceler kadar çoktan bu şiire yatkın coğrafyalardan gitmeye yüz tuttuk bu coğrafyalardan göçüp gitmeye yüz tuttuk...
Edebiyat
tarihin renkli ipeksi dokunuşlarından gecenin görkemli sessizliğine uzanan bir ağıt gibi yalnızlık medeniyetimizin renkli, zengin unutulmuş nezaket örnekleri kaldı elimizde kaos, ışık, yakın ve uzak kamusal alanda sivil yolcu itaatkâr kaplumbağa ile yanşan mısırın antik yapılarının pencerelerinden okunan derin tarih bir sen bir kaos bir de ışık evlerin dış kapısında iki tokmak birisi küçük ince ses veriyor diğeri büyük ve sesi kalın ince sesli tokmak vurulduğunda bilirmiş ev halkı gelen bir bayandır rahat davranırmış kapıyı açarken kalın tokmak sesi çınladığında avluda bilirmiş ev halkı gelen bir beydir ona göre hazırlanırmış kapıyı açan kişi ah! tarihin içinde yürümek ne zor tokmaksız kapılar çatısız ahşap evler hiç kapanmayan açık yaralar bir sen bir kapı bir de şarkılar...
Edebiyat
Omzundayken bir elim, Bir elim uzun uzun şiirler çiziyor havaya Yol yormuyor insanı belli Ne çok konuşulacak şey varken Sana anlatabilmek yalnızca Sana şarkılardan bahsedebilmek... İzler çoğalıp kayboluyor yürüdükçe, İzler belli belirsiz Hafifliyor da çantamız kamburlaştıkça sırtımız Bir haberciyi bekler gibi beklerken, Bir muştucuyu, Yol ayrımında... İstanbul BirNokta - Sayı 277 (Şubat 2025) Süleyman Çelik
Edebiyat