Bilimin tersine, ahlâkın esâs unsurlarını vakıalardan devşirmiyoruz. Bu sebeple ahlâkın, dindışı, dünyevî, vakıaya dayalı izahı yapılamamıştır. Nitekim şu şaşırtıcı durumu Immanuel Kant, şu unutulmaz ifadesiyle vecizeleştirmiştir:
"Nice sıklık ve süreklilikle düşünülürse, dimâğı hep yeniden ve dahî artan hayranlık ve huşûyla kaplayan iki husus vardır: Üstümdeki yıldızlı gökkubbe ile içimdeki ahlâk yasası. "
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mükemmelliğin de Mükemmeli-'Ekmel', başka bir deyimle, 'Mükemmel'in ana-örneği Allahtır. Mükemmellik, aklaşkın âlemi tümüyle temsil eden terimdir. Bu vasfıyla dirim zeminimizin tamamıyla ötesindedir. Dirim, beşer yanımızın oturduğu tabandır. İnsanlığımızı, mükemmellik sezişine göre ayarını bulan tanrısal kaynaklı ahlâka borçluyuz. İşte Mevlâna Celaleddîn Rûmi, tanrısal ahlâkın, 'insan yaşaması' demek olan 'hayat'a yol yordam gösteren ilkesi manâsındaki 'edeb'i, özlü biçimde şöyle belirlemiştir:
"Adem-i zâde eger biedebest, âdem nist.
Fark der cism-i ben-i âdem u hayvan edebest. Çeşm bíkuşă vu bibin cumle Kelamullah râ!
Ayet âyet hemegi mana-i Kur'ân edebest
Kişioğlu, nasipsizse edepten, âdem (insan) değildir.
İnsan ile hayvan arasındaki fark, edeptir.
Gözünü aç da bak cümle Kelâmullaha!
Ayet âyet Kur'ânın tüm manası edeptir."
Yeniçağ dindışı Avrupa medeniyeti, Onyedinci yüzyıldan beri birinci şıkkı kendine fikrî ve zihnî zemin esas almak tercihinde bulunarak saçmalıktan hareket etmiştir. Saçmalığın kaynağı, en temel ilkeden yoksun olmak, daha açık bir ifadeyle, tanrısızlıktır. Öksüz kalmış çocuk neyse, 'tanrısızlık çukuruna düşmüş kişinin durumu da odur: 'Terbiye' edici-Rabb ilk ve sığınılacak son mercii -Rahman- inkâr eden, tutamaksız hâlde kendi eksik varoluşuyla başbaşa kalır. Dünyada yapayalnızdır, 'öksüz'dür
Mesnevî'de şöyle denir:
Kul, derd ve zahmetlerinden Hakk'a feryad eder,
Kendi sıkıntılarından yüzlercesini arzeder, Nihayet Hakk buyurur ki: Derd ve sıkıntı, Yalvararak mutlaka seni Hakk'a dost yapar
Sen bu derd ve şikâyetleri, nimet say! Onlar seni bizden uzak, bizi kapından kovulmuş eylemesin!
Hak yolun sāliki; zât, sıfat ve fiillerinden fânî olmalı; sıddīklardan ve yakîne erenlerden olmak için ilâhî emirlere uymalıdır. Yâ Rabb, bizi tuzaklarından gåfil eyleme, bize zikrini unutturma, her hâl ve işinde seninle beraber olanlara ilhâk eyle, âmîn. Muhammedü'l-Emîn'in makamı için dualarımızı kabül eyle!