beşikten mezara talebe

beşikten mezara talebe
@_birkul_
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ âmâdedir,lütfûna vabestedir ebediyet bahçelerim... Tarih | Felsefe | Sanat | Kitaplar | Doğa
Yan Yanayız
Konuşuyor, duymuyoruz. Duyuyor, konuşmuyoruz. Yan yanayız. Konuşkanız. Ve ıssız... Bütün dalgalara dayanacak denli yalçın zannediyoruz göğsümüzü. Bütün rüzgârlara karşı duracak kadar sağlam bastığımızı düşünüyoruz toprağa. Bütün acılara yetecek sabrı kendimizle birlikte büyüttüğü-müzü öngörüyoruz. Oysa gerçek, kurgusundan şaşmıyor. Yakamozlar doğuyor, kırılıyor ışıklarımız. Fırtınalar kopuyor, sönüyor ocaklarımız. Sabrımız eriyor, kırılıyor hayallerimiz. Menzil dayanmıyor düşüşümüze. Yaşadıkça örseleniyor, örselendikçe eskiyoruz. Yan yanayız.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ahhh ki ahhhh...
Çevresinde Rilke'leri sarmalayacak bir manevî iklim oluşturamayan camiler inşa etmenin zerre kadar anlamı olduğuna da inanmıyorum. Onun yerine kesme taşları betonlaştıran, yağ kandillerini avizeleştiren, göz nuru hatları boyalaştıran, bakır ibrikleri plastiklestiren, hoş sadâları feryatlaştıran çürümeyi sor-gulamak gerek belki uzun bir süre. Ya da belki daha fazlasını yapıp neşteri zülfüyâre dokundurmak. Camileri yapan cemaatlere bakmalı yakından. Canımız acıyıncaya kadar hem de... Bir gün bir yabancı şair gelip, "Peygamber daha dün yaşıyormuş gibi kent hep onun egemenliğinde" deyinceye kadar sürdurmeliyiz ruh inşaatımızı.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
Şunu kabul etmeliyiz: Bir değer üretmeden işleyen ve eskiyen her mekanizma, enerji kaybıdır. Bir şey kazanmadan enerjisini kaybeden her bünye de zaman içinde bir çürümeyle karşılaşır. İşte biz de sahici bir dille, içi dolu kelimelerle konuşmayı başaramadığımız için çürüyoruz. Dünyada yaşayan gölgeler gibiyiz. Dilsiz, ifadesiz... İçeriksiz ve karanlık bir yaşamak taklidi yapıyoruz. Kuskusuz bu tablo bizim kaderimiz değil! Buradan dönmenin bir yolunu bulabiliriz. "Öz'ü kaybettiğimiz yeri arayabiliriz. Ama önce dilsizliğimizi itiraf etmeliyiz. Kelimelerimizin taşıdığı anlamsız boşluğu ve kuru ağırlığı fark etmeliyiz. Bir süre için dilsiz bir konuşmaya değil, konuşmayan bir dile ihtiyacımız var. Hayatı ve kendimizi kavrayan bir dile ihtiyacımız var. Sonra belki konuşabiliriz. Anlamları sakladığımız dolaplardan, ifadeleri içimizdeki ertelenmiş bugünlerden çıkarabiliriz.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Alıntı
Bu ülkenin kalbi aynı aşkla çarpan insanlarını yitik değer-lerinin peşinde koşmaya çağırıyorum. Herkesi derinleşmenin dikenli yollarında kendini aramaya çağırıyorum. Onları ciddiye alıyorum. Onları aynı kayalıkları döven hırçın dalgalara benzetiyo-rum. Onları doğru yöne yürüyen bir kalabalığın kendi yolunu bulmus bireyleri olmaya çağırıyorum. Onları yine sadece kendilerine çağırıyorum.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Konuşuyor, duymuyoruz. Duyuyor, konuşmuyoruz. Yan yanayız. Konuşkanız. Ve ıssız... Bütün dalgalara dayanacak denli yalçın zannediyoruz göğsümüzü. Bütün rüzgârlara karşı duracak kadar sağlam bastığımızı düşünüyoruz toprağa. Bütün acılara yetecek sabrı kendimizle birlikte büyüttüğü-müzü öngörüyoruz. Oysa gerçek, kurgusundan şaşmıyor. Yakamozlar doğuyor, kırılıyor ışıklarımız. Fırtınalar kopuyor, sönüyor ocaklarımız. Sabrımız eriyor, kırılıyor hayallerimiz. Menzil dayanmıyor düşüşümüze. Yaşadıkça örseleniyor, örselendikçe eskiyoruz. Yan yanayız.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı