rabia

rabia
@_boketto
aut viam inveniam aut faciam
Puan vermedi·104 syf.··
2024 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2024 11:45
Öyle bir ülke düşünün ki aileler çocukları doğduğunda onların varlığı için değil mecbur kaldıklarında onları yiyebilecekleri için seviniyorlar. Açlık o kadar gerçek ki bir anne ve baba çocuklarını yemek istemedikleri için onu dereye atıp öldürmeye karar veriyor. Çocuğunu öldüren anne bu acıya dayanamıyor ve kendince acısını atabileceği tek yol olduğu için mi bilmiyoruz ama dans etmeye başlıyor. Biraz sonra bu dans eden kadının yanına az önce çocuğunu yemiş bir baba da katılıyor. Yavaş yavaş yaşadıkları acıları kaldıramayan insanlarla doluyor mahalle. Herkes dans ediyor. Günler geçiyor ve insanlar dans etmeye hiç ara vermiyorlar. Onları durdurmak imkansız. Papalar geliyor sonra. Yaptıklarının yanlış olduğunu Tanrı’nın onları lanetleyeceğini söylüyorlar dans edenlere. Çocuğunu yiyenlere, çocuğunu öldürenlere demediklerini dans edenlere diyorlar. Dans etmek çocuğunu yemekten daha günah çünkü. İnsanlar dans etmekten ölmeye başlıyor. Sorunun açlık olduğunu düşünen başbakan kiliseye bugüne kadar depoladıkları yiyecekleri halka dağıtması gerektiğini söylüyor ama “ sefalet tanrının lütfudur!” diye bir cevap alıyor. Kendileri zenginlik içinde yüzerken. Halkın içecek bir yudum temiz suyu yokken kilisenin örtüleri şehirdeki tek temiz su ile yıkanıyor. İnsanlar ölmeye devam ederken sonunda kilise yiyeceklerini dağıtmaya karar veriyor. İnsanlar açlıktan delirdiği için değil tabiki. Kendi çıkarları için yapıyorlar bunu. Kendisine karşı yapılan bir ayaklanmayı engellemek için. Dans etmenin yamyam olmaktan daha günah görüldüğü, temiz suyun insanlara verilmek yerine örtü yıkamak için kullanılmasına tercih edildiği bir anlayış. Dini kendi çıkarlarına göre eğip büken din adamları halkın sefaletine sebep oldu. Pek de şaşırılacak bir şey değil sanırım.
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Reklam
Mai ve Siyah
9/10
·264 syf.··
2023 9. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 22:45
İlk defa bir kitapta, hayatımızda yaptığımız küçük tercihlerin bize bir yol çizdiğini ve bu tercihlerin toplamında çok büyük sonuçlar doğurabileceğini bu kadar çok hissettim. - - - - - - - - -spoiler - - - - - - - O gün matbaaya gidip Ahmet Şevki Efendi ile tanışmasaydı işe alınmazdı, işe alınmasaydı Ahmet Şevki Efendi tarafından matbaanın sahibinin oğluyla kız kardeşini evlendirmek hakkında teklif almazdı. Bunu kabul etmeseydi matbaanın sahibi hastalanıp oğlu matbaanın başına geçtiğinde matbaayı büyütmek için makine alma teklifi Ahmet Cemil’e sunulmazdı, makine almayı kabul etmeseydi evi ipotek etmek zorunda kalmazdı. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı eserini arkadaşlarına okumak için düzenlediği akşam yemeğine Raci’yi çağırmasaydı Raci ertesi gün gazeteye onun hakkında kötü yazılar yazmazdı. Bu kötü yazılar olmasa eniştesi onu matbaadan kovmazdı, matbaadan kovulmasaydı makine taksidi sıkıntı olmaz ve bu yüzden eniştesiyle İkbal sıkıntı yaşamazdı. Sıkıntı yaşamasalardı eniştesi İkbal’e tekme atmaz, İkbal ölmezdi. - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Her şey birbiriyle bağlantılı ve bu bence korkutucu bir durum. Hayatımızda pek de önem vermeyerek aldığımız kararların bizi büyük sonuçlara götürebileceğine şahit olmak beni gerdi açıkçası. Bunun haricinde kitapta kadınların hiçbir karara karışmaması ve bu kararların doğurduğu bütün yüklerin onları alan erkeklerin sırtına binmesi, kadınların yaşadığı duruma ne olursa olsun razı olması içinde bulundukları kötü durumdan kurtulmak için çabalamaması en çok kardeş ilişkisinde yansıtılmış. İkbal’in bütün kararları abisine bırakması ve sonunda abisinin bu kararlar yüzünden büyük acılar çekmesi, İkbal’in hamile haliyle yerde kıvranırken bile abisinin sorduğu soruya “Hiç!” demesi. Abisinden yardım dahi istememesi.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,7bin okunma