SPOİLER İÇERİR
Sybil, kişilik bölünmesini konu alan bir kitap. Çok kişilikli oluşan ilk psikanaliz. Gerçek hayat hikayesi olarak biliniyor ama bu tartışılan bir konu, kitabın gerçekliği hakkında bir sürü teoriler var. Kimisi doktorun uydurduğu bir olay derken, kimisi hastanın aslında yalan söylediğini olayları uydurduğunu anlatıyor, hatta hastanın aslında olayları uydurduğuna dair itirafları bile var. Bu konu tartışılır. Biz gelelim kitabın konusuna.
Sybil'in yaşadığı olaylar sonucu çok kişiliğe bölünmesini, bu hastalığın geçmişe dayanan izlerini, şimdiki hayatını, tedavi süreçlerini ve sonrasını anlatıyor kitap.
Kadınlı erkekli tam 17 karakter... Tek bir vücutta, farklı benlikler... Parçalanmış bir hayat, 17 parçaya bölünmüş, 17 parça içinde kim bilir kaç parçaya daha...
Daha doğumundan itibaren istenmeyen, sevilmeyen, görmezden gelinen bir çocuk Sybil. Yani her şey doğumda başlıyor. Akıl almaz işkencelere maruz kalıyor. Gerçekten akıl almaz. Şizofren olan ama hiç bir tedavi desteği almayan annesi, bu hastalığını kızı üzerinde çeşitli davranışlar, işkenceler ve ' deneyler' ile geçiriyor. Şizofren bir anne, olayları görmezden gelen bir baba, evde ağırlığı ile tanınan büyükbaba... Tek sevgiyi büyükannesinden gören Sybil büyükannesini kaybetmesiyle yaşıyor en büyük bölünmesini. Sonrasında gelişen olaylarla zaman kavramını sürekli yitiriyor.
Etrafında bu değişik davranışları ile yadırganıyor olsada hiç umursanmıyor maalesef.
Yıllar sonra yaşadığı kasabadan taşınarak, Dr. Wilbur'u buluyor ve tedavi süreci başlıyor. Yıllarca süren tedavi sürecinde tüm karakterler ile tanışan doktor, zamanla bu olayı çözmek için çeşitli yöntemler deniyor. Geçmişi açığa çıkarıyor. Ve en sonunda tedaviyi gerçeklikle ve gerçek Sybil'i açığa çıkararak sonlandırıyor.
Kitabı okurken, hele Sybil'in