Hoşlanmak, hoşlanılmak. Bu sözcükler çok rezil, dengesiz, her yanıyla ukala; her nasılsa "ciddi" bile olsa, aniden ortaya çıkınca, anbean depresyon kalelerim yıkılıyor, sadece bir kütle haline gelmişim hissine kapılıyordum.
Dış dünyaya durmaksızın gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü. İşte bu, bin derdi tek bir saç teliyle taşımak gibi, yağa ter karıştırmak gibi bir çabaydı.