İlk önce Samipaşazade Sezai'nin bu eşsiz kitabını okumanızı tavsiye ederim. Kitabın konusuna gelecek olursak Dilber adında bir kız var ve normal yaşadığı hayattan kurtulmak için evinden kaçarak Dilber bir tüccarın eline düşer. Tüccar Dilber'i alıp esir pazarına götürüp bir memura köle olarak satar. Memur da ailesi de kendilerine yük olduğunu düşünerek onlar da Dilber'i esirciye satarlar.. Dilber'i alan Esirci, Dilber'in güzelliğini görüp besler ve yüksek bir fiyata oğlu için uygun gören bir kadına satar.
Kadının ise Celal adında bir oğlu varmış. Celal Bey de Avrupa görmüş bir ressamdır. Kızdan hoşlandığı, onun esiri olduğundan, sık sık çeşitli kıyafetlere sokarak, ustasından öğrendiği şekilde resimlerini yapmaya başlar. Bunları gören Dilber, ona zulüm gibi gelir, dayanamayıp ağlamaya başlar. Celal Bey Dilberle evlenmek ister ancak işin içine aile bağları girer.Bunun farkına varan annesi Dilber'i esirciye sattırır. Celal bunu duyduğu zaman yataklara düşer ve bir daha kendine gelemez. Annesi yaptığı yanlışın farkına varır fakat artık çok geçtir.
Dilber de bu arada Mısırlı bir tüccara satılmıştır. Saray gibi bir yerin harem bölümünde diğer kızlarla yaşamaya başlamıştır. Haremağası Cevher Ağa'da Dilber'i kızı gibi sevmiştir. İstanbul'a göndermeyi istemektedir. Dilber'i kaçırmak için dışarıdan merdiven dayayarak Dilber'i indirir. Ama kendisi ihtiyar olduğundan ve heyecanın da etkisiyle düşer ve ölür.Ne yapacağını şaşıran esir kız, çaresizlik içinde kendisini Nil nehrine atar ve hayatına son verir..