Evrenin üç katını birleştiren oka veya direğe Türkler Dünya Ağacı, Dünya Dağı, Temir Kazık vs. derlerdi. Dünya Ağacı'nın kökü yeraltını, gövdesi orta dünyayı, dalları yukarı dünyayı temsil eder.
Kadim Türklerin mitlerine göre evren birbirinin üzerinde duran birkaç katmandan oluşmaktadır. Ecdadlarımızın mito-felsefi tasavvurlarına göre evrenin dikey düzeyi bir ok ekseni boyunca yukarı (gök), orta (yerüstü) ve aşağı (yeraltı) katlara ayrılır.
Biz bu konuda Yunanlılar kadar şanslı değiliz. Nitekim Yusuf Has Hacib; Oğuz Kağan'dan, Uluğ Türk'ten değil, kendi kurguladığı dört sembolik karakter üzerinden düşüncelerini yazdı. Nizami Gencevi beş mesnevisinin hiçbirinde Türk mitlerinden, Türk kahramanlarından söz açmadı. Demir vücutlu İsfendiyar'dan bahsetti, Temir Boko'nu unuttu. Hüsrev'den bahsetti, Anuşirevan'ı adalet sembolü yaptı. İskender'in adeletini öve öve bitiremedi, Türk hükümdarlarının kutundan, halk karşısındaki sorumluluklarından, yönetim sisteminin taşıdığı demokratik özünden mevzu bahis etmedi. Mevlana, Mesnevi'sinde uzun uzun ahlaki hikayeler anlattı ama Türk ahlakından, Türk marifetinden bahsetmedi.
İnkalar ile kırsal kesimIerde yaşayan diğer yerli halklar arasındaki birlik ve beraberliğin en çarpıcı dışavurumlarından biri de yılda bir kez gerçekleştirilen büyük kurban törenleriydi. Bu törenler için özel olarak (genellikle çocuklar arasından) seçilen kurbanlara capacocha
deniliyordu.