İnsanları ve sığırları etkileyen salgın hastalık dönemlerinde bir sabanla köyün etrafındaki toprağı sürme ritüeli yapılırdı. Normal tarımsal etkinliklerin aksine topraktaki yaşam verici, ölüm ile hastalığa karşı koyan güçlerin açığa çıkarılmasının amaçlandığı bu büyülü edime katılanlar erkekler değil, yalnızca kadınlardı. Bir kadın boyunduruğu iter, diğeri ise kuyruğu idare ederdi. Ritüel erkeklerden gizli yürütülürdü ve onlara karışacak kadar şanssız veya aptal bir erkek ağır bir dayak yer, hatta ölebilirdi.
Kilden veya tuğladan yapılmış ocaktaki ateş, Rusya'nın merkezi ve kuzeyinde bulunan köylü evlerinin kalbiydi. Eski bir deyiş 'ocak sevgili anamızdır' der. Yeni doğan bebekler ocağın yakınına konur ve nişanlı gelin ateşin yanındaki 'düğün' sırasına otururdu. Ailenin talihi ve esenliğiyle ilintiliydi. Hepsinden öte, ailenin koruyucusu, dost ve akraba ataların bedenlenmesi olan ev-ruhunun (domovoi) yuvasıydı.
Rus folklorunda suyun kan ve yaşam gücüyle de yakından ilişkili olduğu söylenebilir. Örneğin; büyülü olan 'yaşamın ve ölümün suları' birleştirilebilir ve bozulmuş bir cesedi canlandırabilir.
Büyük ölçüde şiirsel üslupta yazılmış bir 12. yüzyıl Rus metni olan ve Novgorod-Seversk'li Prens Igor Svyatoslavovich'in Kıpçaklara karşı düzenlediği talihsiz seferin anlatıldığı Igor'un Ordusunun Bozgunu (Slovo o polku İgoreve), Kiev Ruslarında paganizme farklı bir bakış sağlamıştır.
Yunanların, Hintlerin ve İranlıların aksine Rusların pagan tanrıları hakkında detaylandırılmış bir mitler külliyatı, kutsal kitapları ya da kapsamlı epik anlatıları yoktur.