"Ne anılar ama! Mesela, işte burada tam bir yıl kadar önce, tam bu zamanlarda, bu saatte, bu kaldırımda, şimdi de olduğu gibi aynı şekilde yalnız, aynı şekilde üzgün gezindiğim hatırıma geliyor! Ve hayallerinin o zamanlar da hüzünlü olduğunu anımsıyorsun; geçmişte daha iyi olmasa da yaşamanın daha önce hem daha kolay hem daha rahat olduğunu bir şekilde hissediyorsun; şu an peşine takılan o karanlık düşüncenin olmadığını, şimdi gece gündüz huzur vermeyen o vicdan azaplarının, karanlık, kasvetli azapların olmadığını hissediyorsun. Ve kendine soruyorsun: Nerede şimdi hayallerin? Kafanı sallayıp, konuşuyorsun: Yıllar nasıl da hızlı uçup gidiyor! Ve tekrar soruyorsun: Ne yaptın yıllarına? En iyi zamanlarını nereye gömdün? Yaşadın mı yaşamadın mı? Bak, diye söylüyorsun kendine, bak, dünya nasıl da soğumaya başlıyor. Yıllar geçmeye devam edecek, ardından iç sıkıcı yalnızlık gelecek, bastonuyla titrek yaşlılık gelecek, onun ardından da acı ve keder. Fantastik dün yan solacak, hayallerin kuruyacak, ölecek ve ağaçlardaki sarı yapraklar gibi dökülecek... Ah Nastenka! Görüyorsunuz, yalnız kalmak çok hüzünlü olacak, tamamen yalnız, ve üzülecek bir şeyinin bile olmaması, hiçbir şey, kesinlikle hiçbir şey... Çünkü kaybettiğim her şey, bütün bunlar, hepsi bir hiçti, aptal, koca bir sıfır, hayallerden başka bir şey değil!"