Hayata karşı inatçı, umursamaz, burnu havada ama en çok da bencil biri kahramanımız Aziz Bey. Kitabı okurken Aziz Bey'e bencilliğinin ve gururunun getirdiği vicdan azabından ötürü acıma duygusuyla karışık üzülüyorsunuz. Açıkcası yaşadığı hayal kırıklıklarına, yetişemediği için zamanında yaşayamadığı mutluklara ve en çok da acılarına üzülüyorsunuz. Yanlış bir aşka tutulup peşinden gidiyor, bu karar tüm hayatını değiştirip onu hayatta tamamen yanlızlaştırıyor. Bu yalnızlık duygusundan ve hayatta yaşadıklarının onda bıraktığı yüklerden kurtulmak için aslında hiç de sevmediği, hayattaki varlığını dahi silik olarak tanımladığı Vuslat Hanımla evleniyor. Bence kitap boyunca Aziz Bey'in bencilliğini hissettiğimiz en yoğun yer de yaşadığı bu evlilik. Evliliği boyunca eşinin yaşlandığını bile farkedemeyecek kadar eşini görmeyen, sadece tekrar yalnızlığa düştüğünde eşini farkeden bir karakter Aziz Bey. Öyleki eşi öldüğünde yasını bile eşinin yokluğunun hissettiklerinden ziyade ona olan bu ilgisizliğini bu kadar geç farketmenin hissettirdiklerinden ötürü tutuyor. Kitabın en etkileyici bir diğer bölümü de Aziz Bey'in aslında benzemeyi hiç istemediği babasına benzediğini farkettiği bölümlerdi. Ayfer Tunç un okuduğum ilk kitabı. Duyguları aktarırken kullandığı dil, bu duyguların karakterdeki değişimini etkileyici ve gerçekçi bir dille anlatmış. Kitaptaki olayların ve karakterlerin geeçek yaşama yakınlığı da hikayeyi etkileyici kılmış.