Herkes ölecekti; iyiler de kötüler de, güçlüler de zayıflar da, yaşamayı sevenler de nefret edenler de eninde sonunda ölüp gidecekti. Onlar da gelip geçiyordu. Her şey gibi. Sabun köpüğü gibi.
Sessiz koridorlarda yürüyüp ıssız kampüsten çıkarken hissettiğim şeyleri asla unutamam. Korkmuyordum. Hastalığa maruz kalmıştım ve kendime çoktan ölmüş gözüyle bakıyordum. Sadece bu değildi, çökmüştüm adeta. Her şey durmuştu. Sanki dünyanın, benim dünyamın sonu gelmiş gibiydi.
“Tüm işler bir sabun köpüğü gibi gelip geçicidir” diye mırıldandı. “Öyledir, bir köpük gibi sönüverir insanların yaptıkları her şey de işte böyle köpüğe döndü…