Bilge

Kur'an'ın hiçbir yerinde mucize kavramı geçmemekte ve fakat tüm bunları ısrarla ayet demektedir. Buradan hareketle Kur'an ve onun ortaya koyduğu din olan İslam, Yahudilik gibi mucize, Hristiyanlık gibi kehanet, Mecusilik gibi bekleyiş, Sabilik gibi astroloji, Hinduizm gibi meskenet, Budizm gibi ıstırap, Hermitizm gibi büyü ve tılsım dini değil, "söz ve eylem" (kavl ve amel) dinidir.
Sayfa 17 - Önsöz
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İlk ayet "oku" manası
Bu ilk ayetlerde geçen okumayı "yazılı bir metni yüzünden okumak, tilavet etmek"ten ziyade bir "eylem çağrısı" olarak anladığımızda daha işin başında bambaşka bir Kur'an anlayışının söz konusu olduğunu göreceğiz. Çünkü burada Türkçedeki "ezan okumak (yüksek sesle çağırmak), meydan okumak, gözlerinden okumak, yüzüne yüzüne okumak, hayatı okumak, rahmet okumak" deyimlerindeki "okuma"nın kullanılışı gibi bir kullanım söz konusudur. Bu durumda mana: "Ey öksüz! Tarihin önüne çık ve kendini peygamber olarak tanıt. Allah'ın sözünü insanlığa götür, mesajı taşı, insanları buna çağrı. Zulüm karanlıklarını bir güneş gibi yararak zulme meydan oku. Bunun için varlığı ve hayatı yeni baştan bir okumaya tabi tut. Sonraki çağlar için bunun nasıl olacağını göster" demek olur. Nitekim Muhammed peygamberin Hira mağarasından indikten sonraki hayatını takip ettiğimizde aynen bunu yaptığını görürüz onun mağaradan şehre indikten sonra, örneğin harıl harıl kitap okuma faaliyeti içine girdiği görülmemiştir. Bilakis tarihin önüne çıkmış kendini peygamber olarak tanıtmış meydanlara atılarak Mekke'ye egemen o günkü "Kabe çetesini" tam bir meydan okuyuşuyla sarsmıştır
Sayfa 7 - Önsöz
Din
Savaşta genç askerler
Demir gibi gençler! Gençler! Bizler yirmiden yukarı değiliz. Ama genç miyiz? Genç ha? Gençlik gerilerde kalalı hanidir. Bizler, yaşlanmış kimseleriz.
Sayfa 13
1000Kitap
Savaşın insan üzerinde yıkımı
Hali korkunç Kemmerich'in: Benzi solgun sarı; yüzünde şimdiden, belki yüz kere gördüğümüz için çok iyi bildiğimiz o yabancı çizgiler. Aslında çizgi değil bunlar, birer işaret. Derinin altında hayatın nabzı atmıyor artık; dirilik vücudun ta kenarlarına itilmiş, sürülmüş çoktan; içten içe ölüm çalışıyor, gözleri artık ölüm hakim. Arkadaşımız Kemmerich işte şuracıkta yatıyor; daha az önce bizimle at eti kızartmış, mermi çukurlarına çömelmiş Kemmerich. Henüz kendisi, ama yine de artık o Kemmerich değil. Üst üste çekilmiş fotoğraflar gibi, silik ve belirsiz resmi. Sesi bile küller altında.
Sayfa 10
1000Kitap
Akılları erenler fakir, basit kimselerde aslında. Bu gibiler savaşa bir felaket gözüyle bakarken, tuzu kuru olanlar sevinçten uçuyorlar, harbin herkeslerden önce asıl kendilerine zarar getireceğini hiç düşünmüyorlardı
1000Kitap