Ayasofya'da Bir Gece benim Rana Demiriz'in kaleminden okuduğum ilk kitap oldu. İlk kez okduğum bu yazı tarzı benim için bazı yerlerde olayları fazlasıyla etkileyici kılarken bazı yerlerde şiddetli hayranlık duygusu uyandırdı.
Yazarın kelimeler ile yaptığı oyun sayesinde olaylar ilerledikçe verilen tarih bilgisi çok etkiyici olmasıyla beraber onun yanında bir insanın dikkatlice bakmadan göremeyeceği ayrıntıları göstermesi ve hepsini özenle betimlemesi hem kitap hem okuayn için çok güzel olmuş.
Konusundan ve olay akışında bahsedecek olursak; bence kitap en şaşırılacak yerde başlıyor, en başında. Bir çok macera ve fantastik kitapta olaylar belirli bir sayfayı sayısını geçtikten sonra başlarken bu kitapta olaylara ilk bölümden direk bir geçiş sağlanmış.
Olayların ilk bölümde, hemen başlaması başta odaklanmayı zorlaştırma olsada okudukça ve yazım diline biraz alışınca kitap çok sürükleyici bir hal almaya başlıyor.
Tabii, sürükleyici olmasının tek nedeni bu değil.
Kitabın kendisi bir gizem olduğu için neyin, ne zaman olacağını bilmemek kişide büyük bir şaşkınlık oluşturuyor. Bir çok kısmına bayıldığım bu kitabı yediden yetmişe herkese önerebilirim.
#karakterler
Kısaca karakterlere değinmeden bitirmek istemiyorum. Mihrimah benim için çok güzel bir karakter oldu kitap boyunca. Bazı yerlerde tarihe karşı naifliği, bazı yerlerde ise maceracı hallerini ismiyle ve ruhuyla çok güzel taşıyordu. İnci, beni Mihrimah kadar etkilemiş bir karakter. Tek başına Doğu illerine gidip orada gizemin diğer bir parçasını aramaya çalışması, cesaretine hayran kalıyor insan. Mehmet, bazı yerlerde düşüncesiz ve bencil davrandığını düşünüyorum. Nedense 'Bu gizemi araştırayım da ne olursa olsun.' düşüncesinde bir karakter gibime geldi. Tarihe hayran oman bir karakter olan Mehmet'in Ayasofya'nın