Geçmiş Ramazanlardan birinde, bir camide Rahmi Hoca vaaz ederken bir ara şunları söylemişti:
- Çocuk evlerindeki kediyi pataklamaya başlamış. Baba "Oğlum" demiş "kediyi niçin dövüyorsun?" Çocuk "Babacığım, hepimiz oruç tutarken, kedi demin oruç yiyordu, o sebeple cezalandırıyorum" demiş. Baba çocuğun başını okşayarak hoşnutluğunu belli etmiş, çocuğun hassasiyetini ve dikkatini tebrik etmiş ve şunları söylemiş: "Yavrum, kediyi bırak, zira hayvanlar oruç tutmaz."
Cemaatte gülüşmeler oldu. Ama birkaç saniye sürdü bu. Aslında hepimiz, yüzlerce insan iliklerimize kadar ürperdik. Hidayet, nasib ve nasibsizlik hadiseleri karşısında büyük aczimizi idrak ettik.
Eskiler dünya malına rağbet etmediler. Ateşmiş gibi ondan kaçtılar. Yeteri kadar sahip olduktan sonra,fazlasının hesabını verememekten korktular. Yeteri kadarına sahip olma konusunda da titiz davrandılar, helal sınırının da hep biraz gerisinde kalmaya gayret ettiler. Ve daima şu ölçüyü elden kaçırmadılar:
"-Gözünüz yukarıda olmasın. Sonra haset eder, kıskanır, nankörlük edersiniz. Aşağıya bakın da halinize şükredenlerden olun."
(Hadis, Mealen)