Meselâ: Kedi seni sever, tazarru' eder, senden ihsanı alıncaya kadar. İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki, sanki aranızda muarefe yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün'im-i Hakikî'ye şükran hisleri vardır. Çünki fıtratları Sâni'i bilir ve lisan-ı halleriyle ibadetini yaparlar. Şuur olsun olmasın...
Evet kedinin "mır-mır"ları "Yâ Rahîm! Yâ Rahîm! Yâ Rahîm"dir.
Ebu Hureyre Radiyallahu Anh anlatıyor:
"Kim fenalık yaparsa cezasını görür. Kendisine ALLAH'tan başka ne dost ne de yardımcı bulur." (Nisa, 4/123) mealindeki ayet nazil olduğu zaman, Müslümanları çok ciddi bir kedere sevketti.
Bunun üzerine Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem şöyle tavsiye etti:
"Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü'mine musibet nev'inden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet beklenmedik bir hadise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş farketmez."
(Müslim, Birr)
Hz. Sevban Radiyallahu Anh'tan rivayetle, Resûlü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
"Allah (c.c.) bir kula bir musibet veya daha fazlasını vermişse, bunu, ancak bu musibet sebebiyle bir günahını silmek veya ulaştıracağı bir dereceyi ona vermek gibi iki seçenekten biri için vermiştir."
(Ebu Nuaym)
Hz. Ebu Hüreyre Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Bir kimse sıkıntı ve musibet zamanlarında kendisinin elini Allah'ın tutmasından hoşlanıyorsa,
bollukta Allah'a çok dua etsin."
(Hakim/Müstedrek)